Publications récentes

Kapadokya’da Mimari Mirasın Korunması: Çelişen Beklentiler ve Uzlaşamayan Aktörler

Gülsün Tanyeli, Yrd. Doç. Dr.Istanbul Teknik üniversitesi, Istanbul, Türkiye  Mimari mirasın korunması için belki de tek bir anahtar kavram var: Mutabakat. Merkezi ve yerel yönetimlerden koruma kurulu üyelerine, yerel mal sahiplerinden Türkiye genelinde korumaya duyarlı kamuoyuna, yatırımcılara, tur operatörlerine, koruma uzmanlarına ve uluslararası paydaşlara kadar neredeyse sayısız aktörün katkılarıyla yürütülen bir müzakere zemininde çalışılıyor. Kapadokya, sözkonusu aktörler çoğulluğunun İstanbul, Antalya ve Ege Bölgesi dışında giderek en karmaşık hale geldiği, çıkar karşıtlıklarının en keskin somutlaştığı ender yörelerden biri. Bu denli geniş aktör kadrolarının katılımıyla biçimlenen yukarıda sıralananlar gibi diyalog ve diyalogsuzluk bölgelerinde ideal başarılı sonuçlar ender olarak ortaya çıkabiliyor. Bu bildiride, 1986 yılında “Dünya Mirası Alanı” olarak ilan edilmiş Kapadokya bölgesinde bellibaşlı aktörlerin belirli bir koruma sorunuyla yüzyüze geldiklerinde nasıl davranmaya

Lire la suite »

Les difficultés rencontrées dans la mise en pratique des projets de protection du patrimoine culturel depuis la fondation de la République turque. Exemples du Musée de Sainte Sophie et de la Mosquée Fatih

Burcu Selcen COŞKUN, McF. Dr.Université de Mimar Sinan Güzel Sanat, Istanbul, Turquie                         Les politiques de protection du patrimoine  sous l’auspice de l’Etat qui commencèrent avec l’ère des Tanzimat et continuèrent, après la déclaration de la République turque, jusqu’en 1950. Durant cette période, la tendance était de faire vivre les monuments considérés comme partie intégrante du patrimoine en les protégeant tout en leur donnant une fonction précise. Au cours des premières années de la République, les institutions héritées de l’Empire ottoman furent maintenues ainsi que les monuments du patrimoine choisis pour correspondre au contexte général de l’idéologie de l’Etat-nation. Les efforts commencés par l’Etat aux cours de ces années ne se

Lire la suite »

Türkiye’de Cumhuriyet Dönemi’nde Anıt Eser Korunmasında Uygulama Boyutunda Yaşanan Sorunlar: Ayasofya Müzesi ve Fatih Camii Örnekleri

Burcu Selcen Coşkun, Ars. Gör. Dr.Mimar Sinan Güzel Sanat üniversitesi, Istanbul, Türkiye  Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Dönemi’yle birlikte başlayan devlet eksenli anıt eser korumasının Cumhuriyet’in ilanından 1950’ye dek sürdüğü görülür. Bu sürede mimari korumadaki genel eğilim, anıt eser olarak görülen yapıların korunması ve işlevlendirilerek yaşatılması yönünde olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Osmanlı’dan miras alınan yasal mevzuat ve kurumlar devam etmiş, ulus-devlet kurgusu kapsamında anıt eserlere seçmeci bir yaklaşımla sahip çıkılmıştır. Atatürk’ün 1931 yılındaki telgrafının da etkisiyle örgütlenen Asar-ı Atika Komisyonu halkın koruma alanında bilinçlendirmesinin gerekliliği üzerinde durmuş ve koruma bilincinin aşılatılmasını tavsiye eden bir genelge, tüm valiliklere gönderilmiştir. Bu yıllarda devlet tarafından yürütülen çabaların 1930’ları takip eden yıllarda sürekliliğini koruyamadığı görülür. 1950’li yıllara kadar koruma çalışmalarında bilimsel denetimi sağlayan herhangi bir örgüt

Lire la suite »

Monuments of Tao-Klarjeti in north-eastern Turkey

Arpine ASRYAN, Dr.University of Yerevan, Armenia  In the 2nd half of the 10th century and the first half of the 11th century, the regions of Tao and Klarjeti, so called in Georgian sources and Tayk and Kgharjk in Armenian sources, were located in the north-west of Transcaucasus, faced a cultural progress due to geographical and political progress. There are a number of churches built in this period, for example monasteries of Oshki, Ishkhan (reconstructed), Parhal, Hahoul, Tbet, etc., which due to the composition and architecture of the buildings, show both traditional (7th cent.) and new artistic tendencies. We witness local art elements as well as Byzantine (influenced by small architectural forms), especially in the outside ornamentation. Despite the fact that

Lire la suite »

Les changements de visage et de perception du patrimoine architectural syriaque

Elif KESER-KAYAALP, Mcf. Dr.Université d’Artuklu, Mardin, Turquie  Depuis l’Antiquité tardive, la région de Mardin et en particulier le Tur Abdin qui s’étend de Mardin à l’ouest à Cizre à l’est, est identifiée comme syriaque. Jusqu’au début du XXe siècle, la communauté syriaque de la région était d’une relative importance démographique mais à la suite d’intenses migrations et mouvements de populations, aujourd’hui seul 450 familles syriaques vivent encore dans la région. Malgré cette diminution démographique non négligeable, le Tur Abdin possède toujours un important patrimoine architectural syriaque. Les spécialistes, grâces aux vestiges et aux sources antiques, ont pu compter près de 70 monastères dont 7 sont aujurd’hui toujours en activité. De même, on trouve quelques 200 églises construites ou creusées dans

Lire la suite »

Süryani Kültürel Mirasının Değişen Algısı ve Yüzü

Elif Keser-Kayaalp, Yrd. Doç. Dr.Artuklu üniversitesi, Mardin, Türkiye  Mardin ve özellikle Mardin’in doğusunda bulunan ve Cizre’ye kadar uzanan Tur Abdin bölgesi Geç Antik Çağ’dan beri Süryanilerle özdeşleştirilen bir bölgedir. 20. Yüzyılın başına kadar bölgedeki Süryani nüfus dikkate değer büyüklükteydi ancak yoğun göçler sonucunda bugün bölgede yaklaşık 450 Süryani aile yaşamaktadır. Bu az nüfusun aksine bölgede hala kayda değer bir yapı mirası vardır. Tur Abdin’de yaklaşık yetmişe yakın manastır yapısını kalıntılardan ve antik kaynaklardan biliyoruz. Şu anda bunlardan yedi tanesi aktiftir. Aynı şekilde altmışa yakın köyde yıkılmış, ayakta duran ya da kayadan oyma yaklaşık iki yüz kilise bulunmaktadır. Bu yapıların bir kısmı Geç Antik dönemde, diğer bir kısmı İslam’ın ilk iki yüzyılında ya inşa edilmiş ya da yeniden yapılmıştır. 12. yüzyıl

Lire la suite »