• Bérengère Perello - L'architecture domestique de l'Anatolie au IIIe millénaire av. J.-C. Varia Anatolica XXIV

     logo persee

    Bérengère Perello L'architecture domestique de l'Anatolie au IIIe millénaire av. J.-C., Varia Anatolica XXIV, Istanbul, Paris, IFEA - De Boccard, 2011 484p. ISBN 978-2-36245-001-3

  • C. Kepinski, M.-O. Rousset "Tilbeshar, ville majeure et carrefour d'influences à l'âge du Bronze et à l'époque médiévale" 28/05/14

    Conférence en archéologie
    Mercredi 28 mai 2014 à 18h à l'IFEA
    Christine Kepinski (CNRS ArScAn Maison Réné-Ginouvès Nanterre), Marie-Odile Rousset (CNRS Gremmo Maison de l’Orient et de la Méditerranée Lyon)
    "Tilbeshar, ville majeure et carrefour d'influences à l'âge du Bronze et à l'époque médiévale"
    Intervention en français

    Situé à l’ouest de l’Euphrate, sur l’isohyète des 400 mm, Tilbeshar se trouve dans une petite plaine abondamment drainée par le Sajour, l’Aynifer et plusieurs sources. C’est une grande ville au Bronze Ancien dès le deuxième quart du troisième millénaire puis au Bronze Moyen et sa superficie maximum atteint 56 hectares. Après une période d’abandon et quelques occupations sporadiques achéménide puis byzantine, Tilbeshar est à nouveau une agglomération importante durant la période médiévale et principalement aux XIIème et XIIIème siècles. Les résultats de sept campagnes de fouilles précédées de prospections, et de plusieurs missions d’études seront présentés brièvement.

  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi

    guneydogu anadolu

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma Referans site
    Araştırma ve tez projesi Kaynakça unsuru

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma

    Gaziantep - Hatay

    nizipPaleolitik keşif (1983-1988)

    Angela Minzoni-Déroche (Centrale Paris)

    Tarihçiler ve jeomorfolog arasında yakın işbirliği ile, 1983 ve 1988 yılları arasında, yürütülen araştırmalar doğrultusunda, Anadolu'da var olan genel bir chronostratigraphic çerçevesi ihtiyacını karşılamak için kurulmuştur. Yürütülen araştırmalar sırasında, Antalya ilinin Kocapınar ilçesinde mevduat keşfedilip, yine aynı ilde, Karain, Okuzini, Çarkını veya Kızılın bölgelerinde, komşu mağaralara detaylı kartografi/haritalama yapılmıştır. Kilikya kapılarında, Ulukışla kuzeyine bulunan, Cakmaktepe’de açık mevduat bulunmuştur. Gaziantep ilinde birçok açık mevduat bulunmuş, fakat erozyon yüzeyleri çok etkilemiş ve büyük ihtimal ile, olması gerektiği noktalarda sedimentler (tortu) kalmamıştır. Birçok bakımdan, Fırat nehrinin ve nehrin kollarındaki, kuvaterner alüvyonlardan çıkartılan maddeler, Acheulian endüstrisini sunmakta.,  Üçağızlı mağarası, Hatay'ın Akdeniz kıyısında tespit edilmiş beş mağaradan bir tanesidir.

    Daha detaylı bilgi için : Ön sonuçlar Araştırma Sonuçları Toplantıları’nda yayınlamıştırve ayrıca A. Minzoni-Déroche, Le Paléolithique du Bassin du Nizip, (Rapport Préliminaire) isimli bir raporda bulunmaktadır.

     

    Gaziantep

    Tilbeshar kazıları (1995-2006)

    Christine Kepinski (CNRS - UMR 7041), Marie-Odile Rousset (CNRS - UMR 8167), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan(Gaziantep müzesi)

    carteSöz konusu bölgeler : Kalkolitik, Eski bronz, Orta bronz, Akhaemenid, Ortaçağ Bizans

    Faaliyetler :

    İlk iki yıl, 1994 ve 1995, site keşfine ve kısa anketlere ayrılmış. 1996 yılından 2000 yılına kadar her bahar, beş kazı çalışması yapılmış. Ardından, 2004 yılından  2001 yılına kadar, üç çalışma misyonu yürütülmüştür.

    Saha operasyonları, 2005 ve 2006 yıllarında, ilave edilen iki mevsim süresince  devam ettirilmiş. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak, Dışişleri Bakanlığı tarafından ve bilimsel ciro’dan yararlanarak ve ayrıca Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) ve İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IEFA) tarafından finanse edilmektedir.

     

    Daha fazla bilgi için : Her yılın ön sonuçları Anatolia Antiqua’da ve Kazı Sonuçları Toplantıları’nda yayınlanmıştırÇalışmaların özeti Anatolica 31’de, yayınlanmıştır.
    {gallery}archeologie/tilbeshar{/gallery}

    Zeugma-Orta Fırat Vadisi (1995-2000)

    Catherine Abadie-Reynal (Nantes Univ. - IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep müzesi)

    Türkiye ve Suriye arasındaki sınırına yaklaşık yirmi kilometre kuzeyinde bulunan Birecik ilçesinde baraj kurma projesinin varlığını, öğrenen Bilimsel topluluk, Fırat Vadisi Zeugma-moyenne kurtarma misyonunu 1995 yılında kurmuştur. Baraj Gölü, Fırat Vadisi Zeugma’nin bir bölümünü batırmaya ve tüm dönemler dahil olmak üzere, onlarca site’nin kaybolmasına neden olmakta. Her dönem, çok zengin geçiş ve değişim noktası olan ve kaybolmaya mahkum Fırat vadisinin bu bölümü hakkında, bilgi toplamak üzere müdahale kararı verilmiş. Bu müdahale ve ayrıca 2000 yılından itibaren Packard Humanities Institute, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklemiştir.

    Misyonlar, C. Abadie-Reynal başkanlığında yapılmıştır.

    Üç site, Gaziantep Müzesi ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü tarafından kurulan, Fransız-Türk kurtarma operasyonundan yararlanacaktır. Öncesinde, Kalkolitik ve ortaçağ dönemi aralıklarında var olan yerleşim yeri Horum Höyük, C. Marro ve A. Tibet tarafından yürütülen ve özellikle Protohistorik döneme odaklı çalışmalara konu olmuştur. Sekiz kilometre ötesinde, karşı karşıya bulunan, iki diğer site, Fırat Nehri'nin sol kıyısındaki Hama ve sağ kıyısındaki Séleucie-Zeugma, ekiplerimiz tarafından kazılmıştır. Saha çalışması önem taşımaktadır: Çünkü, Hama şehrinin tamamını ve Zeugema kazı alanının alt çeyrek kısmını kaplayacak baraja su doldurma işleminden önce beş yıl kadar kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde iki klasik dönem şehri incelenmeliydi. Bu nedenle, nehir’e odaklanarak, siteler hakkında belirli bir çalışma konusu seçilmiş, nehir’in aşılmasının önemi ve şartları ve ayrıca şehirlerde organizasyon ve kurulmasındaki rolü araştırılmıştır. Öte yandan, mümkün olduğunda, N. Florsch başkanlığında yürütülen, elektrik ve manyetik araştırma gibi, yeni teknikler kullanım uygulaması yapılmıştır.

    Bu seçimler sayesinde, kısmen, klasik antik döneminden iki yeni şehir yeniden canlandırılmıştır : Bu zamana kadar çok kötü bilinen, bölgenin gereksimlerine uyum sağlamış Yunan kentsel planlamasının çok değişik yansımalarını aksetmekte ve özellikle Yunan ve Roma dünyasının sınırında bulunmamasından dolayı zengin tarihini ortaya çıkarmaktadır.  Hama, sadece geçmiş iki yüzyıl boyunca yerleşim yeri olmasından dolayı, çok zengin bir tarihe sahip değildir. Fırat dönemecinde bir ova’da, M.Ö 3. yüzyılda kurulmuştur. Belirli zamanlarda yapılan anketler ile desteklenmiş Elektrik ve manyetik araştırmalar, birkaç aylık çalışma ile kentin planını güçlendirmemizde bas unsur olarak görünen kurumu keşfetmemizi sağlamıştır. Hama kentinde bulunan duvarların uzunluğu 2.2 kilometredir. Kuzey güçlendirmesi, seri şekilde düzelenmiş belirgin üç kapılı dikdörtgen kuleler içermekte. Bu duvarların tamamı, yaklaşık 45 hektarı kapsamakta. Şehrin düzenlemesi orthogonal/dik plan ile tanımlanmakta, M.Ö 5. yüzyıl’dan itibaren Milet Hippodamus tarafından kurulan ilkelerinden esinlenilmiştir.  Sokaklar dik açı ile kesişmekte, Doğu’dan Batı’ya 42 m, Kuzey’den Güney’e 107 m genişliğinde, düzenli ve uzun adalar olarak belirlenmektedir. Adalar genişliği önemine bağlı olarak değişen ortogonal sokak ağları ile ayrılmakta. Şehrinin girişindeki kesişme noktaları, küçük sokaklardan iki kat daha geniştir. Muhtemelen şehrin genişlemesini ve genel planının belirlenmesi kurulumundan itibaren gözlenmiş olmasına rağmen tam olarak gerçekleşmemiş bir şehir görünmektedir. Şehir sınır alanları inşa edilmemiş gibi gözükmekte. Uzun zamandan beri hippodamian plan türü, Doğu Hellenistik Yunan inşası karakteristiklerine sahip olarak kabul edilmiştir. Zeugma sitenin çalışması, bize Yunan göçmenler de çok daha canlı bir alan yapılandırmasına uyum sağlayabileceğini göstermiştir. Seleucia sitesi Zeugma (Helenistik ismi), nehir’e dikey vadiler ile ayrılan bir dizi tepeler yer almaktadır. Helenistik dönemi şehri çalışmasında zorluklar yaşanmıştır : 10 metre colluvium/tepe ve arkeolojik tabaka altında gömülmüş. Ancak, ulaşmamızı sağlayan bir kaç araştırma, bize, Hama’da belirlediğimizden tamamen farklı bir organizasyon yaptığımızı göstermekte. Sitenin batı uç kısmındaki stratejik durumu olan tepe'nin eteklerine teras sistemi monte edilmiş ve aynı zamanda Batı ve Akdeniz üzerinden ana yol nehrine akan küçük vadinin ve Fırat vadisini kontrol etmektedir.  Bu nedenle, kurulusundan kısa bir süre sonra, Seleucia, kale çevresinde toplanmış Fırat nehrinin geçiş kontrolünü sağlayan küçük bir asker topluluğundan artık daha fazlası değildir. Sitenin alt kısmı üzerinde hızlı şekilde yürütülmesi gereken anketler aynı zamanda, genişlemesinde takip etmeyi sağlamıştır. Görünüşe göre, şehir, Pompei şehrinin iki katından daha fazla, yaklaşık 140 hektarlık bir alanı kapsayacak şekilde, doğuya doğru hızla gelişmiştir. Mezarlıklar, her zaman çevrelerde yerleşmiş olmasından dolayı, kentsel sitenin genişliğini saptamak için mükemmel göstergelerdir. Bu yüzden, Seleucia-Zeugma şehri için, bize, değerli bir yardım niteliğindelerdir. Şehir alanının ulaşabileceği doruk noktasın en geniş haliyle göstermektedir. Halbuki, Roma İmparatorluğu'nun başından kalma mezarların, şehrin merkezindeki evlerde yeniden kullanıldığını saptanmıştır. Mezarlıklar, M.S. 1. yy.’da, şehrin genişlemesinin daha az olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Zeugma şehirciliği, Hama şehrinin aksine, gelişmektedir: Hellenistik ve Roma dönemi arasında, evlerin yönü ve sokakların düzeni değişmiştir. Kuruluş alanı oluşumu sırasında kesin şekilde belirlenmemiş, yüzyıllar boyunca gelişmiştir.  Ayrıca, Seleucia-Zeugma kazı çalışmaları, İmparatorluğun doğu sınırdaki Roma döneminin hayat çerçevesini saptanmasını sağlamıştır. Çok çeşitli kuruluşlar güncellenmiştir : Kazı alanı Batı kesiminde yoğunlaşmış gözüken, kamu alanları, şimdilik çok az kazılmıştır. Kaldırım için bir yer düşünülmüştür : Kamu binaları ile çevrilmiş içinde 80.000’den fazla mührün bulunduğu arşivler Türk meslektaşlarımız tarafından keşfedilmiştir. Sitenin sulandırma işlemi yapılmadan birkaç gün önce, doğu kısmında, çeşme bulunan bir yer ve muhtemelen bir tapınağa götüren anıtsal merdiven kazıdan çıkartılmıştır. Özellikle, bu kazılar iç mimari zenginliğini ortaya çıkartmıştır. Sitenin doğu kesimi yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çoğu teras, en son durumları genellikle m.ö 2. ve 3. yy’dan kalma, zengin ikili evlerle donatılmıştır. Seçkin yaşam ortamı ve batının büyük site seviyesinde, ortamlar görmemizi sağlamaktadır. Evlerin çoğunun, yoğun yerleşimi ile ortalama boyutta olduğunu göstermekte : 2. ve 3. yy. da sitenin çeşitli yerlerinde, kamu alanlarında veya eski mezarlıklarda birbirine ekli evler görmekteyiz. Bu evlerin en zengin hâlde olanları, öncelikle, bir ya da iki açık alandan, avlu veya bahçeden oluşmaktadır. Açık alanların ilk zamanları yüksek İmparatorluğu'na ulaşırken, Yunan modasına uygun sütunları sayesinde anıtsal bir boyut almakta ve Hellenistik dönemi ötesine ulasan moda tarzında çevrelenmektedir. Halbuki, Zeugma sitesi, Roma İmparatorluğu'nun şehirdeki entegrasyonundan yaklaşık iki yüzyıl sonra yaşam ortamının Romanizasyon sürecinin gerçekten başladığını çok yakından takip etmemizi sağlamaktadır. İlk olarak, önemli gelişimin olarak görebileceğimiz, şehrin su ihtiyacını tedarik ederek, batıda bilinen şartlara uygun hayat tarzlarında değişiklikler getirilmiştir. Böylece, Hellenistik dönem ve Roma dönemi sırasında, çoğu evde mevcut su depoları en önemli su payını sağlamaktadır. Sadece, bu dönemde, aşamalı şekilde kirli su drenajı yapılmak üzere borular yerleştirilmiştir, yanı sıra özellikle çok ihtiyacı olan bir siteye, su akışına drenaj işlevi olacak büyük birikim lağımı yerleştirilmiştir. Yani, ikinci yüzyılın sonundan itibaren, yaşam tarzları değiştiğini görmekteyiz : Şehrin siteyi dolaşan ve su kemerlerine bağlantısının kurulan birçok sistem sayesinde su tedarikinin çok daha bol olması sağlanmış, ancak henüz şehrin mahallelerinde bu sistemin izine rastlanmamıştır. Yeni kolaylaştırma operasyonları hızla ilerlemekte, zengin evlerinde tuvaletlerin yapımı gözlenmekte, açık yasam alanının bir bölümünü kapsayan büyük havuzlar ile ve bazen boyalı anıtsal çeşmeler ile süslenmektedir.

    Ev dekorasyonu gelişimi de çok hassas bir noktadır: Aralarından en zenginleri, 2. yüzyıl sonundan itibaren, odaların önem derecesini belirlemek amacı ile, zengin ve özgün dekor ile süslenmiş. Evin giriş odası, yemek odası veya triclinium (Klinai veya geleneksel olarak düzenlenenmiş üç yataklı bu odada, uzanılarak kutlamalar yapılır), tüm zengin evleri, çok orijinal bir tema ile, hatta eşsiz mozaikler ile döşenmiş. Duvar sıvaları ile kaplanmış ve alçı süslemeler ile tamamlanmıştır. evin reisinin yatak odası (ya da cubiculum) dekorasyonunun göstermiş olduğu üzere ayrıcalıklı odalardan biridir. Böylece, evlerin kazı çalışmalarında önemli bir mozaik bütünü bulunmuş, bu mozaikler Antakya atölyelerinden çıkmış eserlere benzerliklerinden dolayı sorular sordurmuştur. Evin mimari zenginliğinin ötesinde kazı çalışmalarında bulunan malzemeler, zenginliğini doğrulamıştır. Bu evlerde, bronz nesnelerinin yoğunluğu gözlenmekte, özellikle, lambalar ve bronz ve demir mumluklar, yanı sıra çeşitli küçük nesneler, mobilya ve görkemli nesneler, ayrıca ince çalışılmış ve altın aplikler ile kaplanmış sandık menteşelerin, varlığı kaydedilmiştir. Benzer şekilde, seramik çalışması, özellikle amfora ithalatın nadir olmadığını göstermekte: Ege, İtalya’dan şarap veya Betica’dan (İspanya) tuzlanmış etler satın almak için hiçbir tereddüt etmemektedir. Bu nedenle, Zeugma kazıları, şimdiye kadar yüksek seviyede veri malzemesi eksikliğinin yaşanıldığı, imparatorluğun doğu kesiminin Roma Medeniyeti zenginliğini ve özgünlüğünü, gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.

    Bu sınır bölgesinin adresi, sanatçılarının yaratıcılığı ve yaşam kalitesinin artırılması ile, batıya eşit bir şekilde, ön plana çıkabileceğini göstermektedir.

    Daha fazla bilgi için : Ön sonuçlar her yıl Anatolia Antiqua’da yaylanmıştır. XVII ve XXVI numaraları Varia AnatolicaZeugma duvar tablolarına ayrılmıştır.

    Horum Höyük kazı çalışmaları (1996-1999)

    carte horum

     

    Catherine Marro, Aksel Tibet (IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep Müzesi)

    Arama işlemleri, C. Kuzucuoğlu (CNRS, UMR 8591) başkanlığında mikro-bölgesel jeomorfolojik çalışma ile bütünleşerek. Horum Höyük sitesinin, 2000 yılının Mayıs ayında, Fırat nehrinin suları altında kalması ile kazı işlemleri tamamlanmıştır. Kazıdan çıkartılmış malzemelerin çalışması tamamlanmış: çalışmaların sonuçları Varia Anatolica’da yayınlanmıştır. Horum Höyük’e yapılmış çalışmalar, son kaleotik ( yaklaşık M.Ö. 3800 ) Çağın’dan Ortaçağ dönemine (12.-13. yy) uzanan çok uzun işgal süresini belgelemeyi sağlamıştır. Özellikle Tunç Çağı temsil edilmiş : Gerçek ihmal dönemi tasdik edilmeksizin (yaklaşık M.Ö. 3200-1600), Antik Bronz ve Orta Bronz Çağına denk gelen, yaklaşık 1500 yıllık Arkeolojik sekansı çıkartılmıştır. Son zamanlarda popüler teorileri yalanlamış, site işgalinde böylesine bir süreklilik, büyük iklim krizinin sonucunda yeni çağdan önce, 3 binyılın sonunda, Yukarı Mezopotamya’nın yaygın siyasetinin çöküşüne itmiştir.

    Araştırma ve tez projeleri

    Atelier "Ben U Sen, quartier illégal consolidé. Potentiels d'évolution d'un quartier autoconstruit"
    organisé par l'association Les Ateliers Internationaux de Maitrise d'oeuvre urbaine de Cergy-Pontoise du 9 au 22 octobre 2011 à Diyarbakır

    Deniz BEYAZIT, "Le décor architectural Artuqide en pierre de Mardin placé dans son contexte régional : contribution à l’histoire du décor géométrique et végétal du Proche-Orient des XIIe – XVe siècles" Thèse d'histoire de l'art effectuée à l'Université Paris I Panthéon - Sorbonne sous la direction d'Alastair Northedge. Soutenue le 23 novembre 2009

    Thomas LORAIN"L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xe et XIIIe siècles : entre nécessité défensive et ostentation" Thèse d'histoire effectuée à l'EPHE sous la direction de Jean-Michel Mouton, soutenue le 15 novembre 2011

    Benoît MONTABONE, "La cohésion territoriale en périphérie de l’Union européenne : les enjeux du développement régional en Turquie" Thèse en géographie/aménagement sous la direction de Guy Baudelle. Soutenue le 29 novembre 2011

    Pierre RAFFARD, "Migrations intérieures et citadinités à Istanbul : le rôle des pratiques alimentaires dans la territorialisation des communautés migrantes", Thèse de géographie effectuée à l'Université Paris IV Panthéon-Sorbonne sous la direction de Gilles Fumey

     Referans site

    {module All Weblinks - güneydoğu anadolu}

    Kaynakça unsuru

    La ville de Mardin dans Paranın Cinleri de Murathan Mungan Travail bibliographique effectué à l’IFEA, mars-avril 2013 par Sylvain Cavaillès
    Télécharger le document

    Arhan F. (2001), Diyarbakırspor’un 33 yılı. Geri Pas, İstanbul, Sî.

    Bağlı M. & Binici A. (2005), Kentleşme Tarihi ve Diyarbakır Kentsel Gelişimi, Ankara, Bilim Admı Yayınları.

    Beysanoğlu Ş. (1963), Bütün Cepheleriyle Diyarbakır, İstanbul, Şehir Matbası.

    Beysanoğlu Ş.(1998), Anıtları ve Kitâbeleri ile Diyarbakır Tarihi. Başlangıçtan Akkoyunlar’a kadar, Diyarbakır, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları.

    Diken Ş. (2011), Diyarbekir is Waving Its Hands, Ankara, Lîs.

    Diken Ş. (2002), Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: Diyarbakır, İstanbul: İletişim.

    Gambetti Z. (2009), “Decolonizing Diyarbakir: culture, identity and the struggle to appropriate urban space”, in Kamran Asdar Ali and Martina Rieker (eds), Comparing Cities: The Middle East and South Asia, Karachi, Oxford University Press, p. 95-127.

    Karan C. (2010), Diyâr-ı Bekir ve Müslümanlarca Fethi, Ensar, İstanbul.

    Korkusuz Ş. (Ed.) (1999), Bir Zamanlar Diyarbekir. Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar, İstanbul.

    Lorain T. (2011), L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xème et XIIIème siècles: entre nécessité défensive et ostentation, thèse en histoire sous la direction de Jean-Michel Mouton, EPHE, Paris.

    Margosyan M. (1994), Gâvur Mahallesi, İstanbul, Aras.

  • Les caveaux funéraires mégalithiques de la vallée de l'Euphrate au Bronze ancien. Le cas de Tilbeshar (2600-2300 aC)

    Christine Kepinski
    CNRS, ArScAn – HAROC, UMR 7041
    This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

    loghalTéléchargez l'article sur HAL-SHS

    Résumé :Le caveau funéraire de Tilbeshar, exemple unique en Turquie, se rattache à un petit corpus de tombes mégalithiques, familiales et à utilisation multiple, de la vallée de l'Euphrate, région riche de pratiques funéraires variées. Elles renferment toujours des offrandes abondantes, exotiques et précieuses. Le nombre considérable de pots en céramique induit des banquets et des rituels élaborés et réguliers ; ceux-ci sont mentionnés dans les sources écrites. Elles sont utilisées durant quelques siècles contemporains de processus de mutations sociopolitiques importantes, de l'émergence de grandes villes et vraisemblablement de structures de domination fondées sur des liens de parenté. Elles soulignent et maintiennent le statut de certaines familles.

  • O. Henry (éd.) - Le mort dans la ville

    Olivier Henry (éd.), Le Mort dans la ville Pratiques, contextes et impacts des inhumations intra-muros en Anatolie, du début de l'Age du Bronze à l'époque romaine, actes des 2e Rencontres d'Archéologie, Istanbul 14-15 novembre 2011, Istanbul, IFEA-Ege Yayınları 259p, ISBN 978-2-36245-009-9
    Télécharger le volume complet (16 Mb)

    Les 2è Rencontres d'Archéologie de l'IFEA bénéficient du soutien financier de TOTAL Turquie.TOTAL_LOGO_COUL_Q

    couv rencontres2011Sommaire

    O. Henry
     
    P.J.P. Mc George
     
    Christine Kepinski
     
    Bérengère Perello
     
    Nicola Laneri
     
    Julie Patrier
     
    Alexander Herda
     
    Olivier Henry
     
    Raymond Descat
     
    Damien Aubriet
     
    Elizabeth McGowan
     
    Anne Marie Carstens
     
    Oliver Hülden
     
    Martin Seyer
     
    Hadwiga Schörner
     
    Christof Berns
     
    Martin Steskal
  • Tilbeshar, au carrefour d’échanges entre la vallée de l’Euphrate et la côte méditerranéenne à l’âge du Bronze

    Christine KEPINSKI
    CNRS, ArScAn UMR 7041
    Maison René-Ginouvès
    This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

    Téléchargez l'article sur HAL-SHSC. Kepinski - Tilbeshar, au carrefour d’échanges entre la vallée de l’Euphrate et la côte méditerranéenne à l’âge du Bronze

    Résumé: Avec une superficie maximum de 56 hectares, Tilbeshar est une ville majeure du Sud-Est anatolien à l’âge du Bronze. Elle est au centre d’un petit territoire et appartient au vaste réseau d’échanges, particulièrement actif au troisième puis début du second millénaire, qui relie entre elles différentes régions d’Orient.

    Mots clés: ville, âge du Bronze, échanges, Euphrate, Méditerranée, Mésopotamie du Nord


    Abstract: With a maximum area of 56 hectares, Tilbeshar is a major city of Southeast Anatolia in the Bronze Age. It is the center of a small territory and belongs to the vast network of exchanges, particularly active in the third and early second millennium, which interconnects different parts of the Eas

    Keywords: city, Bronze Age, exchanges, Euphrates, Mediterranean sea, North Mesopotamia


     

    Licence Creative Commons
    Tilbeshar, au carrefour d’échanges entre la vallée de l’Euphrate et la côte méditerranéenne à l’âge du Bronze de C. Kepinski est mis à disposition selon les termes de la licence Creative Commons Attribution - Pas d'Utilisation Commerciale - Partage dans les Mêmes Conditions 3.0 non transposé.