• Anais LAMESA

    Dr. Anaïs LAMESA

     

    Contact : This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

    Statut : chercheuse associée à l'Institut Français d'Études Anatoliennes

    Pôle archéologie

    photo_identit

    Thèse de doctorat :

     «D'une Cappadoce à l'autre: questions historiques, géographiques et archéologiques»Doctorat d’Histoire dirigé par le prof. G. Traina (Paris IV-Ed1, Histoire romaine), doctorat soutenu le 19 mars 2016

    Curriculum vitae(à jour le 17 février 2016)

     

    - Curriculum vitae en français (pdf)
    Curriculum vitae en anglais (pdf)

  • Anatolia Antiqua XXVI

    ANATOLIA ANTIQUA XXVI (2018) logo journals coul fond

  • Archéologie : Mise à jour des procédures de demande d'autorisation auprès des autorités turques

    Le texte réglementaire dans sa dernière version de mars 2013, est disponible en français ci-dessous, et de manière plus détaillée dans cet articlequi précise la marche à suivre pour déposer une demande d'autorisation de fouille ou de prospection archéologique en Turquie.
    Contact : This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
  • Arkeoloji Birimi

    Araştırma faaliyetlerimiz arasında arkeoloji son derece köklü bir geçmişe sahiptir. 1930 yılında kurulan IFEA, Fransız arkeologların Türkiye’deki çalışmalarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Gerek araştırma merkezi kimliğiyle, gerekse Türkiye’de arkeoloji alanında faaliyet gösteren Avrupalı, Fransız kişi ve kuruluşlara verdiği destek ile IFEA, Fransız arkeolojisinin ülkedeki merkezi konumundadır. Arkeoloji Birimi sorumlusu Néhémie Strupler, Yakındoğu’da Tunç Çağı uzmanıdır (This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.).

    İki ülke arasında ortaklaşa yürütülecek araştırma programlarının canlandırılmasına yönelik araştırma konularının belirlenmesi; burslar çerçevesinde arkeolog, öğretim üyesi ve öğrencilerin ağırlanması; resmi ve akademik süreçlerde arkeologların desteklenmesi; arkeologların Türkiye’de yürüttükleri çalışmaların raporlanarak, kazı sonuçlarında devamlılık sağlanması; son olarak da arkeoloji alanındaki prosedürün seyri hakkında meslektaşlarımızın bilgilendirilmesi IFEA Arkeoloji Birimi’nin görevleri arasındadır.

    Türkiye ve Fransa arasında yürütülen ortak çalışmaları geliştirmek, yerli ve yabancı meslektaşlarımız arasındaki ilişkileri güçlendirmek, Fransız arkeologların çalışmalarına hakettikleri görünürlüğü  kazandırmak amaçlarımızdandır. Seminer, eğitsel çalıştaylar, araştırma programları, yayınlar, erişime açık arşivler aracılığıyla hem IFEA hem de paydaşlarımız nezdinde yürüttüğümüz faaliyetler; bilim alanında olduğu kadar insani açıdan da bir köprü vazifesi görmektedir. Araştırma kurumları ve araştırmacılar arasındaki ilişkilere ivme kazandıran bilimsel faaliyetlerimiz, Türk öğrenci ve genç araştırmacılara eğitsel imkanlar sunulmasını arzulayan Türk akademisi dünyasının beklentilerini de karşılamaktadır.

    Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, arkeoloji alanında birçok farklı faaliyetin buluşma noktası özelliğiyle karşımıza çıkmaktadır. Araştırmalara kaynak teşkilinde büyük öneme sahip kütüphanenin koleksiyonları zenginleştirilirken, uygulama alanında ilerlemek için ise eğitsel nitelikli çalıştaylar düzenlenmekte; araştırmalarını Türkiye’de sürdüren araştırmacı, doktora ve yüksek lisans öğrencileri etkinliklerimize dahil edilmekte; IFEA’ya bağlı araştırmacılar gerek Fransa-Türkiye ortak kazı programlarında, gerekse Türk ve uluslararası kazı ekiplerinde görev almakta; kurumlar, idari merciler ve bölgesel bağlam hakkındaki bilgimiz, teknik meselelerdeki uzmanlığımız sayesinde risk değerlendirmesi sonrasında ortaklıklar en iyi biçimde şekillendirilmekte; Fransa’nın kamu kurumu güvencesi Türk topraklarında sunulmakta; ortak projeler ve sponsor arayışlarında lojistik destek verilmekte; gerek İstanbul gerekse taşrada düzenlenen etkinlikler sayesinde kurum ve üniversiteler ile ilişkiler kuvvetlendirilerek, son yıllarda giderek zenginleşen arkeolog ağı daha genişlemektedir.  

    Tüm bu faaliyetlerimizi görünürlük ve yayın politikamız ile desteklemekteyiz. Öyle ki bildirilerine çevrimiçi erişilebilen IFEA Arkeoloji Buluşmaları her yıl düzenlenmekte, Varia Anatolica dizisine,  Anatolia Antiqua yayınına Persée ve revues.org portallarından, Patrimoines au présent isimli IFEA Dosyalarına Open Edition books platformundan erişilmekte; kısa notlar Dipnot isimli bloğumuzdan yayımlanmakta; Türk, Fransız veya yabancı kurumlarla ortaklaşa sempozyumlar düzenlemekte; arşiv belgeleri ve harita koleksiyonunu tanıtıcı sergilere iştirak edilmekte, müze etkinliklerinde yer alınmaktadır.

    Kütüphane

    IFEA kütüphanesi, arkeoloji alanında düzenli kazanımlarla genişleyen zengin kaynaklara sahiptir. Şehirler, tartışma yaratan, bilimsel etkinliklerimizle ilgili ilgili konular, araştırmlarımızda mihenk taşı niteliği taşıyan veya enstitümüze damgasını vurmuş konular hakkında kütüphanemiz, her ay bir seçki sunmaktadır.

  • Asie mineure médiévale

    Cet axe de recherche se focalise principalement sur la Cappadoce et le patrimoine matériel. Il promeut la byzantinologie au sein de l'institut. Trois projets s'y inscrivent.

    Responsable : Anaïs LAMESA (IFEA-TÜBİTAK)

  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi

    guneydogu anadolu

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma Referans site
    Araştırma ve tez projesi Kaynakça unsuru

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma

    Gaziantep - Hatay

    nizipPaleolitik keşif (1983-1988)

    Angela Minzoni-Déroche (Centrale Paris)

    Tarihçiler ve jeomorfolog arasında yakın işbirliği ile, 1983 ve 1988 yılları arasında, yürütülen araştırmalar doğrultusunda, Anadolu'da var olan genel bir chronostratigraphic çerçevesi ihtiyacını karşılamak için kurulmuştur. Yürütülen araştırmalar sırasında, Antalya ilinin Kocapınar ilçesinde mevduat keşfedilip, yine aynı ilde, Karain, Okuzini, Çarkını veya Kızılın bölgelerinde, komşu mağaralara detaylı kartografi/haritalama yapılmıştır. Kilikya kapılarında, Ulukışla kuzeyine bulunan, Cakmaktepe’de açık mevduat bulunmuştur. Gaziantep ilinde birçok açık mevduat bulunmuş, fakat erozyon yüzeyleri çok etkilemiş ve büyük ihtimal ile, olması gerektiği noktalarda sedimentler (tortu) kalmamıştır. Birçok bakımdan, Fırat nehrinin ve nehrin kollarındaki, kuvaterner alüvyonlardan çıkartılan maddeler, Acheulian endüstrisini sunmakta.,  Üçağızlı mağarası, Hatay'ın Akdeniz kıyısında tespit edilmiş beş mağaradan bir tanesidir.

    Daha detaylı bilgi için : Ön sonuçlar Araştırma Sonuçları Toplantıları’nda yayınlamıştırve ayrıca A. Minzoni-Déroche, Le Paléolithique du Bassin du Nizip, (Rapport Préliminaire) isimli bir raporda bulunmaktadır.

     

    Gaziantep

    Tilbeshar kazıları (1995-2006)

    Christine Kepinski (CNRS - UMR 7041), Marie-Odile Rousset (CNRS - UMR 8167), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan(Gaziantep müzesi)

    carteSöz konusu bölgeler : Kalkolitik, Eski bronz, Orta bronz, Akhaemenid, Ortaçağ Bizans

    Faaliyetler :

    İlk iki yıl, 1994 ve 1995, site keşfine ve kısa anketlere ayrılmış. 1996 yılından 2000 yılına kadar her bahar, beş kazı çalışması yapılmış. Ardından, 2004 yılından  2001 yılına kadar, üç çalışma misyonu yürütülmüştür.

    Saha operasyonları, 2005 ve 2006 yıllarında, ilave edilen iki mevsim süresince  devam ettirilmiş. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak, Dışişleri Bakanlığı tarafından ve bilimsel ciro’dan yararlanarak ve ayrıca Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) ve İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IEFA) tarafından finanse edilmektedir.

     

    Daha fazla bilgi için : Her yılın ön sonuçları Anatolia Antiqua’da ve Kazı Sonuçları Toplantıları’nda yayınlanmıştırÇalışmaların özeti Anatolica 31’de, yayınlanmıştır.
    {gallery}archeologie/tilbeshar{/gallery}

    Zeugma-Orta Fırat Vadisi (1995-2000)

    Catherine Abadie-Reynal (Nantes Univ. - IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep müzesi)

    Türkiye ve Suriye arasındaki sınırına yaklaşık yirmi kilometre kuzeyinde bulunan Birecik ilçesinde baraj kurma projesinin varlığını, öğrenen Bilimsel topluluk, Fırat Vadisi Zeugma-moyenne kurtarma misyonunu 1995 yılında kurmuştur. Baraj Gölü, Fırat Vadisi Zeugma’nin bir bölümünü batırmaya ve tüm dönemler dahil olmak üzere, onlarca site’nin kaybolmasına neden olmakta. Her dönem, çok zengin geçiş ve değişim noktası olan ve kaybolmaya mahkum Fırat vadisinin bu bölümü hakkında, bilgi toplamak üzere müdahale kararı verilmiş. Bu müdahale ve ayrıca 2000 yılından itibaren Packard Humanities Institute, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklemiştir.

    Misyonlar, C. Abadie-Reynal başkanlığında yapılmıştır.

    Üç site, Gaziantep Müzesi ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü tarafından kurulan, Fransız-Türk kurtarma operasyonundan yararlanacaktır. Öncesinde, Kalkolitik ve ortaçağ dönemi aralıklarında var olan yerleşim yeri Horum Höyük, C. Marro ve A. Tibet tarafından yürütülen ve özellikle Protohistorik döneme odaklı çalışmalara konu olmuştur. Sekiz kilometre ötesinde, karşı karşıya bulunan, iki diğer site, Fırat Nehri'nin sol kıyısındaki Hama ve sağ kıyısındaki Séleucie-Zeugma, ekiplerimiz tarafından kazılmıştır. Saha çalışması önem taşımaktadır: Çünkü, Hama şehrinin tamamını ve Zeugema kazı alanının alt çeyrek kısmını kaplayacak baraja su doldurma işleminden önce beş yıl kadar kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde iki klasik dönem şehri incelenmeliydi. Bu nedenle, nehir’e odaklanarak, siteler hakkında belirli bir çalışma konusu seçilmiş, nehir’in aşılmasının önemi ve şartları ve ayrıca şehirlerde organizasyon ve kurulmasındaki rolü araştırılmıştır. Öte yandan, mümkün olduğunda, N. Florsch başkanlığında yürütülen, elektrik ve manyetik araştırma gibi, yeni teknikler kullanım uygulaması yapılmıştır.

    Bu seçimler sayesinde, kısmen, klasik antik döneminden iki yeni şehir yeniden canlandırılmıştır : Bu zamana kadar çok kötü bilinen, bölgenin gereksimlerine uyum sağlamış Yunan kentsel planlamasının çok değişik yansımalarını aksetmekte ve özellikle Yunan ve Roma dünyasının sınırında bulunmamasından dolayı zengin tarihini ortaya çıkarmaktadır.  Hama, sadece geçmiş iki yüzyıl boyunca yerleşim yeri olmasından dolayı, çok zengin bir tarihe sahip değildir. Fırat dönemecinde bir ova’da, M.Ö 3. yüzyılda kurulmuştur. Belirli zamanlarda yapılan anketler ile desteklenmiş Elektrik ve manyetik araştırmalar, birkaç aylık çalışma ile kentin planını güçlendirmemizde bas unsur olarak görünen kurumu keşfetmemizi sağlamıştır. Hama kentinde bulunan duvarların uzunluğu 2.2 kilometredir. Kuzey güçlendirmesi, seri şekilde düzelenmiş belirgin üç kapılı dikdörtgen kuleler içermekte. Bu duvarların tamamı, yaklaşık 45 hektarı kapsamakta. Şehrin düzenlemesi orthogonal/dik plan ile tanımlanmakta, M.Ö 5. yüzyıl’dan itibaren Milet Hippodamus tarafından kurulan ilkelerinden esinlenilmiştir.  Sokaklar dik açı ile kesişmekte, Doğu’dan Batı’ya 42 m, Kuzey’den Güney’e 107 m genişliğinde, düzenli ve uzun adalar olarak belirlenmektedir. Adalar genişliği önemine bağlı olarak değişen ortogonal sokak ağları ile ayrılmakta. Şehrinin girişindeki kesişme noktaları, küçük sokaklardan iki kat daha geniştir. Muhtemelen şehrin genişlemesini ve genel planının belirlenmesi kurulumundan itibaren gözlenmiş olmasına rağmen tam olarak gerçekleşmemiş bir şehir görünmektedir. Şehir sınır alanları inşa edilmemiş gibi gözükmekte. Uzun zamandan beri hippodamian plan türü, Doğu Hellenistik Yunan inşası karakteristiklerine sahip olarak kabul edilmiştir. Zeugma sitenin çalışması, bize Yunan göçmenler de çok daha canlı bir alan yapılandırmasına uyum sağlayabileceğini göstermiştir. Seleucia sitesi Zeugma (Helenistik ismi), nehir’e dikey vadiler ile ayrılan bir dizi tepeler yer almaktadır. Helenistik dönemi şehri çalışmasında zorluklar yaşanmıştır : 10 metre colluvium/tepe ve arkeolojik tabaka altında gömülmüş. Ancak, ulaşmamızı sağlayan bir kaç araştırma, bize, Hama’da belirlediğimizden tamamen farklı bir organizasyon yaptığımızı göstermekte. Sitenin batı uç kısmındaki stratejik durumu olan tepe'nin eteklerine teras sistemi monte edilmiş ve aynı zamanda Batı ve Akdeniz üzerinden ana yol nehrine akan küçük vadinin ve Fırat vadisini kontrol etmektedir.  Bu nedenle, kurulusundan kısa bir süre sonra, Seleucia, kale çevresinde toplanmış Fırat nehrinin geçiş kontrolünü sağlayan küçük bir asker topluluğundan artık daha fazlası değildir. Sitenin alt kısmı üzerinde hızlı şekilde yürütülmesi gereken anketler aynı zamanda, genişlemesinde takip etmeyi sağlamıştır. Görünüşe göre, şehir, Pompei şehrinin iki katından daha fazla, yaklaşık 140 hektarlık bir alanı kapsayacak şekilde, doğuya doğru hızla gelişmiştir. Mezarlıklar, her zaman çevrelerde yerleşmiş olmasından dolayı, kentsel sitenin genişliğini saptamak için mükemmel göstergelerdir. Bu yüzden, Seleucia-Zeugma şehri için, bize, değerli bir yardım niteliğindelerdir. Şehir alanının ulaşabileceği doruk noktasın en geniş haliyle göstermektedir. Halbuki, Roma İmparatorluğu'nun başından kalma mezarların, şehrin merkezindeki evlerde yeniden kullanıldığını saptanmıştır. Mezarlıklar, M.S. 1. yy.’da, şehrin genişlemesinin daha az olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Zeugma şehirciliği, Hama şehrinin aksine, gelişmektedir: Hellenistik ve Roma dönemi arasında, evlerin yönü ve sokakların düzeni değişmiştir. Kuruluş alanı oluşumu sırasında kesin şekilde belirlenmemiş, yüzyıllar boyunca gelişmiştir.  Ayrıca, Seleucia-Zeugma kazı çalışmaları, İmparatorluğun doğu sınırdaki Roma döneminin hayat çerçevesini saptanmasını sağlamıştır. Çok çeşitli kuruluşlar güncellenmiştir : Kazı alanı Batı kesiminde yoğunlaşmış gözüken, kamu alanları, şimdilik çok az kazılmıştır. Kaldırım için bir yer düşünülmüştür : Kamu binaları ile çevrilmiş içinde 80.000’den fazla mührün bulunduğu arşivler Türk meslektaşlarımız tarafından keşfedilmiştir. Sitenin sulandırma işlemi yapılmadan birkaç gün önce, doğu kısmında, çeşme bulunan bir yer ve muhtemelen bir tapınağa götüren anıtsal merdiven kazıdan çıkartılmıştır. Özellikle, bu kazılar iç mimari zenginliğini ortaya çıkartmıştır. Sitenin doğu kesimi yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çoğu teras, en son durumları genellikle m.ö 2. ve 3. yy’dan kalma, zengin ikili evlerle donatılmıştır. Seçkin yaşam ortamı ve batının büyük site seviyesinde, ortamlar görmemizi sağlamaktadır. Evlerin çoğunun, yoğun yerleşimi ile ortalama boyutta olduğunu göstermekte : 2. ve 3. yy. da sitenin çeşitli yerlerinde, kamu alanlarında veya eski mezarlıklarda birbirine ekli evler görmekteyiz. Bu evlerin en zengin hâlde olanları, öncelikle, bir ya da iki açık alandan, avlu veya bahçeden oluşmaktadır. Açık alanların ilk zamanları yüksek İmparatorluğu'na ulaşırken, Yunan modasına uygun sütunları sayesinde anıtsal bir boyut almakta ve Hellenistik dönemi ötesine ulasan moda tarzında çevrelenmektedir. Halbuki, Zeugma sitesi, Roma İmparatorluğu'nun şehirdeki entegrasyonundan yaklaşık iki yüzyıl sonra yaşam ortamının Romanizasyon sürecinin gerçekten başladığını çok yakından takip etmemizi sağlamaktadır. İlk olarak, önemli gelişimin olarak görebileceğimiz, şehrin su ihtiyacını tedarik ederek, batıda bilinen şartlara uygun hayat tarzlarında değişiklikler getirilmiştir. Böylece, Hellenistik dönem ve Roma dönemi sırasında, çoğu evde mevcut su depoları en önemli su payını sağlamaktadır. Sadece, bu dönemde, aşamalı şekilde kirli su drenajı yapılmak üzere borular yerleştirilmiştir, yanı sıra özellikle çok ihtiyacı olan bir siteye, su akışına drenaj işlevi olacak büyük birikim lağımı yerleştirilmiştir. Yani, ikinci yüzyılın sonundan itibaren, yaşam tarzları değiştiğini görmekteyiz : Şehrin siteyi dolaşan ve su kemerlerine bağlantısının kurulan birçok sistem sayesinde su tedarikinin çok daha bol olması sağlanmış, ancak henüz şehrin mahallelerinde bu sistemin izine rastlanmamıştır. Yeni kolaylaştırma operasyonları hızla ilerlemekte, zengin evlerinde tuvaletlerin yapımı gözlenmekte, açık yasam alanının bir bölümünü kapsayan büyük havuzlar ile ve bazen boyalı anıtsal çeşmeler ile süslenmektedir.

    Ev dekorasyonu gelişimi de çok hassas bir noktadır: Aralarından en zenginleri, 2. yüzyıl sonundan itibaren, odaların önem derecesini belirlemek amacı ile, zengin ve özgün dekor ile süslenmiş. Evin giriş odası, yemek odası veya triclinium (Klinai veya geleneksel olarak düzenlenenmiş üç yataklı bu odada, uzanılarak kutlamalar yapılır), tüm zengin evleri, çok orijinal bir tema ile, hatta eşsiz mozaikler ile döşenmiş. Duvar sıvaları ile kaplanmış ve alçı süslemeler ile tamamlanmıştır. evin reisinin yatak odası (ya da cubiculum) dekorasyonunun göstermiş olduğu üzere ayrıcalıklı odalardan biridir. Böylece, evlerin kazı çalışmalarında önemli bir mozaik bütünü bulunmuş, bu mozaikler Antakya atölyelerinden çıkmış eserlere benzerliklerinden dolayı sorular sordurmuştur. Evin mimari zenginliğinin ötesinde kazı çalışmalarında bulunan malzemeler, zenginliğini doğrulamıştır. Bu evlerde, bronz nesnelerinin yoğunluğu gözlenmekte, özellikle, lambalar ve bronz ve demir mumluklar, yanı sıra çeşitli küçük nesneler, mobilya ve görkemli nesneler, ayrıca ince çalışılmış ve altın aplikler ile kaplanmış sandık menteşelerin, varlığı kaydedilmiştir. Benzer şekilde, seramik çalışması, özellikle amfora ithalatın nadir olmadığını göstermekte: Ege, İtalya’dan şarap veya Betica’dan (İspanya) tuzlanmış etler satın almak için hiçbir tereddüt etmemektedir. Bu nedenle, Zeugma kazıları, şimdiye kadar yüksek seviyede veri malzemesi eksikliğinin yaşanıldığı, imparatorluğun doğu kesiminin Roma Medeniyeti zenginliğini ve özgünlüğünü, gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.

    Bu sınır bölgesinin adresi, sanatçılarının yaratıcılığı ve yaşam kalitesinin artırılması ile, batıya eşit bir şekilde, ön plana çıkabileceğini göstermektedir.

    Daha fazla bilgi için : Ön sonuçlar her yıl Anatolia Antiqua’da yaylanmıştır. XVII ve XXVI numaraları Varia AnatolicaZeugma duvar tablolarına ayrılmıştır.

    Horum Höyük kazı çalışmaları (1996-1999)

    carte horum

     

    Catherine Marro, Aksel Tibet (IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep Müzesi)

    Arama işlemleri, C. Kuzucuoğlu (CNRS, UMR 8591) başkanlığında mikro-bölgesel jeomorfolojik çalışma ile bütünleşerek. Horum Höyük sitesinin, 2000 yılının Mayıs ayında, Fırat nehrinin suları altında kalması ile kazı işlemleri tamamlanmıştır. Kazıdan çıkartılmış malzemelerin çalışması tamamlanmış: çalışmaların sonuçları Varia Anatolica’da yayınlanmıştır. Horum Höyük’e yapılmış çalışmalar, son kaleotik ( yaklaşık M.Ö. 3800 ) Çağın’dan Ortaçağ dönemine (12.-13. yy) uzanan çok uzun işgal süresini belgelemeyi sağlamıştır. Özellikle Tunç Çağı temsil edilmiş : Gerçek ihmal dönemi tasdik edilmeksizin (yaklaşık M.Ö. 3200-1600), Antik Bronz ve Orta Bronz Çağına denk gelen, yaklaşık 1500 yıllık Arkeolojik sekansı çıkartılmıştır. Son zamanlarda popüler teorileri yalanlamış, site işgalinde böylesine bir süreklilik, büyük iklim krizinin sonucunda yeni çağdan önce, 3 binyılın sonunda, Yukarı Mezopotamya’nın yaygın siyasetinin çöküşüne itmiştir.

    Araştırma ve tez projeleri

    Atelier "Ben U Sen, quartier illégal consolidé. Potentiels d'évolution d'un quartier autoconstruit"
    organisé par l'association Les Ateliers Internationaux de Maitrise d'oeuvre urbaine de Cergy-Pontoise du 9 au 22 octobre 2011 à Diyarbakır

    Deniz BEYAZIT, "Le décor architectural Artuqide en pierre de Mardin placé dans son contexte régional : contribution à l’histoire du décor géométrique et végétal du Proche-Orient des XIIe – XVe siècles" Thèse d'histoire de l'art effectuée à l'Université Paris I Panthéon - Sorbonne sous la direction d'Alastair Northedge. Soutenue le 23 novembre 2009

    Thomas LORAIN"L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xe et XIIIe siècles : entre nécessité défensive et ostentation" Thèse d'histoire effectuée à l'EPHE sous la direction de Jean-Michel Mouton, soutenue le 15 novembre 2011

    Benoît MONTABONE, "La cohésion territoriale en périphérie de l’Union européenne : les enjeux du développement régional en Turquie" Thèse en géographie/aménagement sous la direction de Guy Baudelle. Soutenue le 29 novembre 2011

    Pierre RAFFARD, "Migrations intérieures et citadinités à Istanbul : le rôle des pratiques alimentaires dans la territorialisation des communautés migrantes", Thèse de géographie effectuée à l'Université Paris IV Panthéon-Sorbonne sous la direction de Gilles Fumey

     Referans site

    {module All Weblinks - güneydoğu anadolu}

    Kaynakça unsuru

    La ville de Mardin dans Paranın Cinleri de Murathan Mungan Travail bibliographique effectué à l’IFEA, mars-avril 2013 par Sylvain Cavaillès
    Télécharger le document

    Arhan F. (2001), Diyarbakırspor’un 33 yılı. Geri Pas, İstanbul, Sî.

    Bağlı M. & Binici A. (2005), Kentleşme Tarihi ve Diyarbakır Kentsel Gelişimi, Ankara, Bilim Admı Yayınları.

    Beysanoğlu Ş. (1963), Bütün Cepheleriyle Diyarbakır, İstanbul, Şehir Matbası.

    Beysanoğlu Ş.(1998), Anıtları ve Kitâbeleri ile Diyarbakır Tarihi. Başlangıçtan Akkoyunlar’a kadar, Diyarbakır, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları.

    Diken Ş. (2011), Diyarbekir is Waving Its Hands, Ankara, Lîs.

    Diken Ş. (2002), Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: Diyarbakır, İstanbul: İletişim.

    Gambetti Z. (2009), “Decolonizing Diyarbakir: culture, identity and the struggle to appropriate urban space”, in Kamran Asdar Ali and Martina Rieker (eds), Comparing Cities: The Middle East and South Asia, Karachi, Oxford University Press, p. 95-127.

    Karan C. (2010), Diyâr-ı Bekir ve Müslümanlarca Fethi, Ensar, İstanbul.

    Korkusuz Ş. (Ed.) (1999), Bir Zamanlar Diyarbekir. Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar, İstanbul.

    Lorain T. (2011), L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xème et XIIIème siècles: entre nécessité défensive et ostentation, thèse en histoire sous la direction de Jean-Michel Mouton, EPHE, Paris.

    Margosyan M. (1994), Gâvur Mahallesi, İstanbul, Aras.

  • Mission de prospections dans les Iller de Kayseri et Nevşehir en 2009 et 2010

    La mission de prospection effectuée en Cappadoce rupestre a été réalisée par Anaïs Lamesa (boursière TÜBITAK), dans le cadre de ses recherches de doctorat.

    Greme_paysage3Trois grands axes ont orienté cette étude.   Le premier axe est prospectif. Il permet de recenser les églises rupestres byzantines de Cappadoce, inachevées ou en cours de creusement. Le deuxième axe est technique. Une étude tracéologique systématique a été effectuée dans chaque monument. Enfin, le troisième axe est ethnologique. Des entretiens avec des professionnels de la pierre ou de simples paysans ont été menés. Une expérimentation d’extraction traditionnelle de deux blocs, dans deux carrières différentes, a également été réalisée.

    Ces deux missions se sont déroulées sur quatre mois (entre mai et octobre).   Elles ont permis de recenser des églises inachevées ou en cours de creusement, ces monuments n’ayant jamais été publiés sous cet angle ; ils ont donc été découverts ou redécouverts. L’étude technique a fait émerger les grandes phases de réalisation des monuments rupestres byzantins cappadociens. Des entretiens avec des carriers, tailleurs de pierre ou simple paysans ont mis en exergue une pérennisation du savoir-faire technique de l’époque byzantine jusqu’à nos jours.

    Cette mission a été possible grâce à l’aide de nombreuses personnes, notamment mes directeurs de thèse H. Çetinkaya et C. Jolivet-Lévy, les directeurs des musées et les maires des différents villages visités. Une prise en charge de l’école doctorale de l’EPHE, section V en 2009 a aidé à sa réalisation ainsi qu’une bourse offerte par l’IFEA en septembre 2009.

  • Présentation du pôle Archéologie

    Depuis sa création en 1930, l’IFEA est rapidement devenu un outil indispensable de l’archéologie française en Turquie. Centre de recherche et appareil de soutien aux acteurs français (et européens) de l’archéologie en Turquie, l’IFEA a remis l’archéologie au cœur de ses activités de recherche en revenant au centre du dispositif de la recherche archéologique française en Turquie.
    Les activités du pôle archéologie sont coordonnées par Néhémie Strupler, archéologue spécialiste de l'âge du Bronze au Proche-Orient.
    contact : This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

    La mission du pôle Archéologie, au sein de l’IFEA, consiste à développer des axes de recherche afin de dynamiser la recherche franco-turque, accueillir nos collègues, étudiant.e.s comme enseignant.e.s/chercheur.e.s, par l’intermédiaire de bourses (de courte durée, de doctorat, etc.), accompagner les archéologues dans leurs démarches scientifiques et administratives, à capitaliser et relayer en Turquie les résultats de leurs travaux et enfin à informer nos collègues de l’évolution de la procédure en matière d’archéologie. Nos objectifs sont de développer les collaborations franco-turques, de favoriser les relations entre nos collègues locaux et étrangers et de mettre en valeur les compétences des archéologues français en leur offrant la visibilité qu'ils méritent. Séminaires, ateliers de formation, programmes de recherche, publications, archives ouvertes sont autant d’actions que nous menons à l'IFEA et auprès de nos partenaires scientifiques, avec la volonté d'agir comme passerelle permettant aussi bien la diffusion de savoirs comme les échanges humains. Notre offre d’activités scientifiques répond en outre, au souhait du monde académique turc de voir les instituts de recherches ouvrir des possibilités de formations et de spécialisations aux étudiant.e.s et jeunes chercheur.e.s locaux tout en dynamisant les échanges entre chercheur.e.s et institutions de recherche. L’IFEA est un lieu de synergies pour :

    • L’organisation d’ateliers de formation en développant des approches pratiques tout en renforçant notre offre bibliographique dans la bibliothèque de l’IFEA
    • La recherche à travers ses chercheur.e.s, doctorant.e.s et étudiant.e.s en menant des travaux en Turquie en lien avec notre programmation scientifique. Les chercheur.e.s et chercheur.e.s associé.e.s sont largement impliqué.e.s dans les missions archéologiques franco-turques et programmes archéologique turcs et internationaux. La bibliothèque de l’IFEA est également un outil important de recherche.
    • L’expertise régionale : la connaissance des institutions et administrations turques et du contexte régional permet d’apporter une expertise technique, d’optimiser les partenariats en fonction des programmes et d’évaluer les risques.
    • Encadrement des partenariats et sponsoring: l’IFEA apporte une garantie institutionnelle française sur le sol turc ainsi qu’une présence logistique dans le cadre de partenariats entre institutions de recherche turques et françaises ou bien dans la recherche se sponsors. L’IFEA est porteur de projets européens.
    • Mise en réseau des chercheurs et institutions de recherche: le Pôle Archéologie, par l’organisation de conférences, colloques et ateliers à Istanbul comme en province, entretient et élargit les relations institutionnelles avec les universités turques ainsi que son réseau d’archéologues, en constant renouvellement ces dernières années.

    Ces activités sont soutenues par une politique de visibilité et de diffusion:

    • Tenue de la conférence annuelle des Rencontres d’Archéologie de l’IFEA dont les actes sont disponibles en ligne
    • Anatolia Antiqua, la collection Varia Anatolica sont en ligne sur les portails Persée et revues.org tandis que la série Patrimoines au présent des Dossiers de l’IFEA est éditée sur la plateforme Open Edition books.
    • Publication de réflexions sur le blog Dipnot
    • l’IFEA s’associe ou organise des colloques avec des partenaires turcs,français et les instituts étrangers. Il organisation également des expositions visant à faire découvrir des pans de ses archives documentaires et cartographiques ainsi que ses recherches et s’associe également à des évènements muséographiques

    La bibliothèque de l'IFEA possède un important fonds archéologique, enrichi régulièrement qui est poncutellement mis en avant par une sélection d'ouvrages autour d'un thème (qu'il s'agisse de villes, de questions brûlantes, de problématiques en lien avec notre programmation scientifique, ou de la mise en valeur d'auteurs emblématiques pour nos disciplines ou ayant imprimé leur marque dans l'histoire de l'institution....).

  • Procédures

    Procédures nécessaires à l'obtention d'un permis afin d'effectuer des recherches en Turquie et demande d'allocations de recherche

    La loi turque requiert d'obtenir de la part des autorités locales une autorisation officielle afin d'effectuer des recherches en Turquie.
    Si, après lecture des notes explicatives ci-dessous, des questions subsistent, n'hésitez pas à nous contacter à l'adresse suivante :nehemie.strupler@ifea-istanbul.net

  • Usul hakkında

    Türkiye’de araştırma yapabilmek için alınması gereken izne dair

    Türkiye’de araştırma yapılabilmesi için yasalar uyarınca, yereldeki yetkili mercilerden resmi izin alınması gerekmektedir. Aşağıdaki açıklamaları okuduktan sonra hâlâ danışmak istediğiniz konular hakkında This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. adresine yazabilirsiniz.

    Kütüphane ve arşiv erişimi hakkında

    Araştırmacının ilgili kurumların sorumlularından yazılı izin alması genelgeçer kuraldır. Bunun için çalışmanın konu, amaç ve takviminin belirtildiği bir mektup göndermek yeterlidir. Türkiye’de üç ayı geçmeyecek çalışmalar için Türk mercilerinden herhangi bir vize talebinde bulunmaya gerek yoktur.

    Çalışmanın üç aydan uzun sürmesi halinde, Türkiye’ye giriş yapmadan önce Fransa’daki Türk başkonsolosluklarıyla irtibata geçilerek izlenecek yol hakkında bilgi edinilmesi gerekmektedir.  

    Müze koleksiyonlarına erişim hakkında

    Müze koleksiyonlarına ait eserler hakkında araştırmalara yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden izin alınması gerekmektedir. Resmi süreci başlatmadan önce ilgili müzenin müdürü ile irtibata geçerek, resmi talebinize iliştirebileceğiniz bir  mektubu kaleme alması için, müze müdürüne çalışmanızı tanıtmanızı tavsiye ederiz. Müzelerin listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Ayrıca üzerinde çalışılacak malzemeler bir yüzey veya kazı çalışması sonucu elde edilmiş ise resmi izin talebinize kazı başkanının tavsiye mektubunu da iliştirmeniz önem arz etmektedir. İzin talebinizde aşağıdaki belgelerin bulunması gereklidir:

    - Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü’ne hitaben, tarihli, imzalı, mümkünse Türkçe kaleme alınmış bir mektup.

    Bu mektupta yürüteceğiniz çalışmayı en ayrıntılı şekilde açıklamanız, mümkünse hangi eserlerle ilgileneceğinizi envanter numaraları da belirterek, çalışacağınız müzelerin listesini ve hangi tarihlerde çalışılacağını gösteren bir takvim ile birlikte sunmanız gereklidir.

    - Büyük harflerle doldurulacak resmi başvuru formuna ek olarak pasaportunuzun kimlik bilgileri sayfalarının fotokopisi.

    Süreç

    - Mektubu Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bir kopyasını da ilgili müze müdürlerine iletin.

    - Başvuru talebinizi ister Türkiye’den ister yurtdışından gerçekleştirebilirsiniz. Müzelerde araştırma yapmak için uyulması gereken bir son başvuru tarihi olmasa da başvuru taleplerinin değerlendirilmesi zaman almaktadır. Bu nedenle araştırmaya başlayacağınız tarih ile başvuru tarihiniz arasında birkaç aylık bir süre bırakmanız uygun olacaktır.

    - Başvuruların takvim yılına göre değerlendirildiği göz önüne alındığında, birden fazla seneye yayılan çalışmalar için başvuruyu her sene yenilemek gereklidir.  

    - İzinler 1 Ocak-31 Aralık dönemini kapsadığından, çalışmalarınız 1 Aralık-31 Ocak gibi iki ayrı seneye denk gelecekse, iki ayrı izin talebi oluşturmanız gerekmektedir.    

     

    Rapport

    Araştırmanızı takiben, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne ayrıntılı raporunuzun Türkçe kopyasını hem basılı hem de CD’ye kaydedilmiş şekilde ulaştırmanız zorunludur. Bu işlemin atlanması halinde ileriki araştırmalarınızın otomatik olarak reddi kuvvetle muhtemeldir.    

    İrtibat makamları

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
    Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
    II.Meclis Binası Yanı
    Ulus, Ankara 06543
    Tel: 0 312 310 4960 dahili. 2059
    Faks: 0 312 311 5085, Ömer Ötgün’ün dikkatine
    E-posta:
    This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

     

    Kazı ve yüzey araştırmaları

    Eski düzenlemeler bir araya getirilerek tek bir belge çatısı altında güncelleştirilmiştir. Bu belgenin Türkçesine buradan ulaşabilirsiniz. İngilizce çevirisini ise Amerikan Araştırma Enstitüsü’nün internet sitesindeki (http://ccat.sas.upenn.edu/ARIT/index.html), şu bağlantı aracılığıyla bulabilirsiniz: Rules and Principles for Conducting Survey, Sondage, and Excavations on Cultural and Natural Heritage.

    İrtibat merci

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
    Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
    II.Meclis Binası Yanı
    Ulus, Ankara 06543
    Tel: 0 312 310 4960 dahili. 2059
    Faks: 0 312 311 5085, Ömer Ötgün’ün dikkatine
    E-posta: 
    This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

     

    Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği
    Paris Caddesi 70 Kavaklıdere  Ankara, tel : +90 312 455 45 45

     

    Türkiye’nin  Fransa Büyükelçiliği
    16 Avenue de Lamballe 75016 Paris , tel: +33 9 65 31 23 67

     

    Fransa dışındaki ülkelerde gerçekleşecek kazılara yönelik ödenek

    Fransa’nın Dışişleri Bakanlığı, Fransa dışındaki ülkelerde arkeoloji çalışmalarını o ülkelerde bir işbirliği programı çerçevesinde yürüten arkeologlara yönelik ödenek sunmaktadır. Fransa dışında yürütülecek kazılara yönelik ödenek ile ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.