Etkinlik Arşivi

Konferanslar

Britanya ve Kıta Avrupası’nda Alevi Diaspora Deneyimi

Çalışma, Anadolu’da yüzyıllarca kapalı kaldıkları sosyomekansal düzenlerinden uzaklaşarak çeşitli nedenlerle yurt dışına göç etmiş Alevilerin, yarım yüzyılı bulan diaspora deneyimine odaklanıyor. Temelde dış göçün toplumsal hafıza, inanç ve kültür kimliğine etkisini Aleviler üzerinden görmeyi amaçlayan çalışmanın önemli çıktılarından biri de “homojen göçmen” algısına karşı argümanlarıdır. Bu anlamda sunum, Alevi diaspora deneyimini Britanya ve Almanya Alevilerinin göç nedenleri ve dönemi, göç yönü, kuşak farkları, yerleşim ağı, topluluk profili ve örgütlenme yapısı gibi özellikleri üzerinden karşılaştırmaya dayanıyor.

Cemal Salman

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doktor öğretim üyesidir. Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında lisans ve yüksek lisans derecelerini Gazi Üniversitesi’nde; doktora derecesini aynı alanda, İstanbul Üniversitesi’nde aldı. Doktora çalışmaları sürecinde 2013-2014 yılları arasında çeşitli sürelerle Sivas-Yıldızeli, Ankara, Almanya ve Fransa’nın çeşitli bölgelerinde alan araştırmaları yürüttü, 2014 yılında altı ay süreyle Almanya-Köln Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak çalıştı. “Göç ve Kentleşme Sürecinde Alevi Kimliğinin Dönüşümü” başlıklı tezi Doktora dalında Türk Sosyal Bilimler Derneği 2017 Yılı Genç Sosyal Bilimciler Ödülü’ne layık görüldü. Yine 2017 yılında DİSK-Kemal Türkler Emek Araştırmaları Ödülü’ne layık görülen “Suriyeli Göçmen Emeği” araştırmasını yürüten ekibin içinde yer aldı. “Dış Göçün Toplumsal Hafıza, İnanç ve Kültüre Etkisi: Britanya ve Almanya Alevileri” başlıklı doktora sonrası araştırma projesiyle TÜBİTAK bursu kazandı ve Ağustos 2018-2019 arasında University College London’da misafir araştırmacı olarak çalıştı. Eylül 2019’dan beri de “İstanbul’da Suriyeli Sığınmacıların Barınma Deneyimleri” başlıklı TÜBİTAK projesinin araştırma ekibi içindedir. Salman; akademik alanda mekân kuramı ve politikası, göç, kentleşme, toplumsal hafıza, kültür-kimlik çalışmaları ve özelde Alevi kimliği konularıyla ilgilidir. “Lâmekândan Cihana: Göç Kimlik Alevilik” adlı kitabının yanı sıra ulusal ve uluslararası alanda bu konularda çeşitli yayınları bulunmaktadır.

Sunum dili Türkçedir

Etkinliğin Tarihi 28/04/2021 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 0
“Özgürlükler ve Göçler Ülkesi” Amerika’nın Görünmeyen Duvarları

Seçil Paçacı Elitok

Bu seminerde yakın dönem Amerikan siyasetine ve seçim kampanyalarına damgasını vuran göç politikaları ana hatları ile incelenecektir. Öncelikle makro düzeyde ABD'deki göçmen nüfus, bu nüfusun dağılımı ve profili hakkında kısaca bir bilgi verilecektir. Ardından, 2008 yılından bugüne Obama ve Trump döneminin göç politikaları özetlenecek; söylem düzeyinde ve uygulamadaki farklar ve benzerlikler eleştirel bir açıdan karşılaştırılacaktır. Bu politikaların göçmenler üzerindeki etkisi ve seçmenlerden aldığı destekler ve itirazlara değinildikten sonra, son bölümde Biden'in seçim kampanyasında göç politikasına dair taahhütleri ve yeni dönem ile birlikte Biden'den beklentiler tartışılacaktır.

Seçil Elitok, Marmara Üniversitesi İktisat bölümü lisans eğitiminin ardından, 2008 yılında Utah Üniversitesi (ABD) Ekonomi bölümünden doktora derecesini almıştır. Doktora sonrası çalışmalarına Hamburg Uluslararası Ekonomi Enstitüsü’nde(HWWI) Marie Curie araştırmacısı olarak göç alanında devam etmiştir. 2012 yılında İstanbul’a Mercator-IPM (İstanbul Politikalar Merkezi) araştırmacısı olarak dönüp ‘’Türkiye- AB ilişkilerinde göçün rolü” konulu araştırma projesini tamamlamıştır. 2014-2016 yılları arasında Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi’nde(MireKoç), İstanbul’daki Afrika kökenli kadın göçmenler (LeFAMSol) üzerine bir projede araştırmacı olarak görev almıştır. 2016 yılında doçentlik unvanını AB-Türkiye ilişkileri alanında almasının ardından, 2016 yılında eşi ve iki çocuğuyla ABD’nin Michigan eyaletine göç etmiştir. Wayne State Üniversitesi Vatandaşlık Çalışmaları Merkezi’nde (Center for the Study of Citizenship, CSC) araştırmacı ve Michigan Eyalet Üniversitesi, Avrupa, Rusya ve Avrasya Çalışmaları Merkezi’nde (Center for European, Russian and Euroasian Studies,CERES) misafir öğretim görevlisidir. Çalışma alanları, AB- Türkiye ilişkileri, AB Göç yönetimi, geri dönüş göçü, ikili sosyal güvenlik anlaşmalarında göçmen haklarının taşınabilirliği, işçi dövizleri, kalifiye emeğin göçü, toplumsal cinsiyet ve göç, göç ekonomisi ve göç politikasıdır. Hamburg Üniversitesi, Utah Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesinde göç ve uyum dersleri vermiştir. Halen Oakland Üniversite’sinde Ortadoğu ve göç üzerine dersler vermektedir.

Sunum dili Türkçedir

Etkinliğin Tarihi 25/03/2021 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 1
Kerbala’da Erbain Yürüyüşü: Bütünüyle bir sosyal hadise

Dünyanın dört bir yanından gelen Şii mezhebine bağlı milyonlarca Müslüman, her yıl Irak’ın Kerbela şehrinde Erbain yürüyüşüne katılırlar. Bu kutsal tören sırasında, 680 yılında Kerbela Savaşı’nda beraberindekiler ile birlikte şehit düşen İmam Hüseyin için tutulan yasın sona erişini kutlamaktadırlar. İmam Hüseyin’in şehit düştüğü olay sırasında hayatta kalanlar yakalanarak, Halife Yezid’in huzuruna çıkarılmaları için Şam’a götürülürler ve daha sonra serbest bırakılırlar. Hüseyin’in başını teslim alan grup daha sonra başı vücudunun yanına gömmek üzere tekrar yola çıkarlar.
Kutsal yürüyüşe katılan ziyaretçiler Kerbela'ya yürüdükleri sırada işte bu "başın dönüşü" olayını anmaktadırlar.

Yürüyüşe katılan ziyaretçiler on gün boyunca yürürler ve kendilerine çeşitli hizmetler sağlayan gruplar (mawkib) tarafından karşılanırlar. Onlara su ve yiyecek dağıtılır, barınma imkânı sunulur, bakım ihtiyaçları giderilir, vb. Yollarda, kasabalarda çeşitli performanslar ve alaylar ile yeniden canlandırılır. Tapınaklara yaklaştıkça, kalabalık ve dini coşku daha da yoğunlaşır.

Sabrina Mervin, tarihçi ve antropolog olup, CNRS'de araştırma direktörüdür ve CéSor'a (Din Sosyal Bilimler Araştırmaları Merkezi) atanmıştır. Çalışmaları, çağdaş Şii İslam, özellikle dini otoriteler ve ritüel uygulamalar ile İslam'da bilgi aktarımı üzerinde odaklanmaktadır. Ayrıca görsel antropoloji üzerine projeler geliştirmektedir ve Kerbela'da Erbain kutsal yolculuğu üzerine bir belgesel hazırlamaktadır.

Yayınları :

Sabrina Mervin, Histoire de l'islam. Fondements et doctrines, Flammarion (« Champs »), 2016.

Sabrina Mervin, Yasser Tabbaa et Erick Bonnier (photographies), Najaf, The Gate of Wisdom : History, Heritage and Significance of the Holy City of the Shi’a, Unesco Publishing, 2014.

Sabrina Mervin, Un réformisme chiite. Ulémas et lettrés du Jabal ‘Âmil de la fin de l’Empire ottoman à l’indépendance du Liban, Karthala, 2000.

 

Sunum dili Fransızcadır

Etkinliğin Tarihi 03/03/2021 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 0
Kültürel miras sahnesi: İstanbul’da zanaatkâr, belediye başkanı ve turist

Muriel Girard (Marsilya Mimarlık Okulu) 

Bir zanaatkâr, bir turist ve turist rehberi ile bir belediye başkanı arasında nasıl bir ilişki olabilir? Bunların her biri Tarihi Yarımada’nın çerçevesini oluşturduğu bir kültürel miras sahnesinin aktörleridir. Turizm, zanaat uygulamaları ve kültürel miras çalışmaları arasındaki ilişki, sosyal ve kentsel değişikliklere yeni bir ışık tutmaktadır.
Mülakatlar, gözlemler, haritalar ve yazılı kaynaklar bir arada incelendiğinde saha çalışmaları, zanaatkârlık kategorilerinin çeşitli ve kimi zaman çelişkili biçimlerini ve ayrıca sosyal, mekânsal ve kimliksel oluşumlarını ortaya çıkartmaktadır.

Genellikle sessiz kalmayı tercih eden zanaatkârları söz almaya davet eden bu kitap, onlara şehrin aktörleri olarak bir yer vermekte ve böylece şehirde kültürel miras üretimine özgün bir yaklaşım sunmaktadır.

Sunum dili Fransızcadır

Etkinliğin Tarihi 08/02/2021 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 1
Sınırlar, Mekanlar ve Kimlikler: Türkiye, Fransa ve Avusturya'da Değişe(meye)n Göçmen Aidiyetleri

aMiMo/GAR "Çağdaş Göç Meseleleri" Semineri
Axe AMiMo ve IFEA tarafından düzenlenen etkinlik, Göç Araştırmaları Derneği (GAR) işbirliği ile sunulmaktadır.

Güncel Göç Meseleleri Seminer dizisi kapsamında, Ocak 2021'de göç, toplumsal çeşitlilik ve kimlik konularını tartışmak üzere Mustafa Poyraz ve Şükrü Aslan'ı ağırlıyoruz. Mustafa Poyraz'ın editörlüğünde hazırlanan ve çok sayıda yazarın katkıda bulunduğu Aidiyet, Göçmen ve Toplumsal Çeşitlilik başlıklı kitabın çevresinde düzenlenecek bu seminerde ilk olarak, Şükrü Aslan göçmenlik deneyiminin yoğun bir biçimde yaşandığı ülkelerden biri olan Avusturya’nın Tirol bölgesinde bu ülkenin vatandaşı olma hakkı kazanmış Türkiyeli Alevilerin ”yeni vatan”larında farklılaşan kimlik inşa deneyimleri ve bu bağlamda sisteme dahil olma ve dışarıda kalma biçimlerini anlatacak. Ardından Musta Poyraz, Paris banliyölerinde ve İstanbul’un kenar mahallelerinde yürüttüğü saha çalışmalarından elde ettiği veriler ışığında göçmenin aidiyeti veya aidiyetleri sorununu tartışacak. 

Mustafa Poyraz, Lisans ve Yüksek lisans eğitimini Paris 8 Üniversitesi’inde yaptı. Doktorasını Evry Val d’Essonnes Üniversitesi’nde Paris’in banliyölerinde mekân sorunu ve sosyal ilişkilerin canlandırılması üzerine yaptı. Sosyalleşme süreçleri, mekân ve kültürel çeşitlilik üzerine olan çalışmaları İstanbul’un varoşlarıyla Paris’in banliyölerinin farklı açılardan karşılaştıran yayınlarla devam etmektedir. Uzun yıllar Paris 8, Paris 5 ve Evry Val d’Essonne Üniversitelerinde kentin kenarları ve yoksulluk, sosyal politikaların dinamikleri ve toplumsal haraketle üzerine dersler vermiştir.  Halen İstanbul Ticaret Üniversite’sinin sosyoloji bölümünde öğretim üyesidir. Ayrıca, Paris Üniversitesi’nde de ders vermektedir.

Şükrü Aslan, lisans programını, MSÜ Sosyoloji Bölümünde tamamladı. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsünde Kentsel Enformel Sektörler konulu çalışmasıyla yüksek lisans, Toplumsal Mücadeleler ve Kent konulu çalışmasıyla doktora yaptı. Kent, göç ve etnisite sosyolojisi üzerine çalışan Aslan, Türkçe, İngilizce ve Fransızca dillerinde yayınlanmış onbeş kitabın yazarı ya da derleyicileri arasında bulunmaktadır. 2018/2019 öğretim döneminde Avusturya Innsbruck Üniversitesi Göç ve Eğitim Enstitüsünde misafir profesör olarak çalışan Aslan’ın kent, göç ve etnisite sosyolojisi alanında ulusal ve uluslararası yazında yer almış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesidir.

Sunum dili Türkçedir

Etkinliğin Tarihi 28/01/2021 6:00 pm
Etkinliğin Bitiş Tarihi 28/01/2021 7:30 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 0
Transkripsiyon, transliterasyon, çeviri:

Etienne Charrière, Bilkent Üniversitesi (Ankara)

Transkripsiyon, transliterasyon, çeviri: "yazı evrenlerinin" aynasında Osmanlı ve Türk dünyasında edebiyat
Moderatör: Denis Hermann (IFEA)

Sembolik gücü ve etkisi hiçbir şekilde sorgulanamayacak olsa da Latin alfabesinin Türkçe yazımı için uyarlanmış bir versiyonunu resmi olarak kabul eden 1928 tarihli “Harf Devrimi” kanunu, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sarsan ve kapsamı yalnızca Türkçe dili ile sınırlı olmayan uzun bir “yazım krizleri” dizisinin yalnızca en çok görünür yanıdır.

Bu makale, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından günümüze Osmanlı ve Türk dünyası tarihinde dikkat çeken sayısız tartışma ve alfabetik reformların edebi yansımalarına odaklanmaktadır. Bir inceleme kategorisi olarak “yazı evrenlerinin” (script worlds) önemini vurgulayan karşılaştırmalı edebiyat alanındaki son çalışmaları izleyen bu makale, Geç Dönem Osmanlı çokdilli edebiyatı bağlamında transkripsiyon, transliterasyon ve tercüme uygulamaları arasındaki ilişkilerin karmaşıklığını incelemektedir. Makalede ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nda yazım alanında görülen gerilimlerin, çağdaş “ayrı yazım” uygulamaları üzerindeki etkisi – özellikle Kıbrıs-Türk edebiyatı üzerindeki etkisi – de incelenmektedir.  

Etienne Charrière, Michigan Üniversitesi’nden (ABD) Karşılaştırmalı Edebiyat alanında doktora derecesine sahiptir. Bilkent Üniversitesi (Ankara) Türk Edebiyatı Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. Araştırmaları özelikle Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli dil topluluklarında (Yunanlar, Ermeniler ve Sefarad Yahudileri) roman yazımının ortaya çıkışına odaklanmaktadır. Son çalışmaları arasında, ortak editörlüğünü yaptığı Ottoman Culture and the Project of Modernity: Reform and Translation in the Tanzimat Novel (Bloomsbury, 2020) adlı eser yer almaktadır.

Sunum dili Fransızcadır.

Etkinliğin Tarihi 11/01/2021 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 0

Mitat Çelikpala (Kadir Has University) and Bayram Balcı (IFEA)

After forty-four days of war between Armenia and Azerbaijan in Karabakh, parties have signed a ceasefire agreement which has ended the 2020 Nagorno-Karabakh War and Russian troops have been deployed in the conflict zone. The fighting was the worst it has been since 1992 and encompassed the entire scope of interaction, with artillery, missile, and drone strikes deep past the Armenian lines. This war featured modern weaponry, representing a large-scale conventional conflict between these two states which has changed the long-standing delicate status quo. Due to its recent regional protocol driven by assertive policies, Turkey has been recognised as an influence looking to realise its interests through involvement in this conflict. Turkey is backing Azerbaijan and has reiterated its support to Azerbaijan against Armenia. President Recep Tayyip Erdogan condemned the Armenian occupation of Azerbaijani territory, and called on Armenia to stop its aggression and withdraw from the land it is occupying in Azerbaijan. There is a feeling that Turkey, together with Russia have benefited from the conflict and the resolution effort. This seminar aims to analyse the new security dynamics in the Caucasus, centering on Turkey’s role and interest, as well as the potential of Turkey as a regional power, to ensure security and stability in the region.

 

Etkinliğin Tarihi 09/12/2020 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 1
Aleviliğin kaynakları : Abdal ve Bektaşi öğretilerinin tarihsel dönüşümü

Aleviliğin kaynakları : Abdal ve Bektaşi öğretilerinin tarihsel dönüşümü

Zeynep Oktay Uslu (Boğaziçi Üniversitesi) 

Modern Türkiye toplumunda Alevilik dinsel ve toplumsal bir kimlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Alevi inançlarının tarihiyle ilgili en temel kaynak, kendi edebi türlerine, terminolojisine,  sembolizmine ve estetik değerlerine sahip olan, “Alevi-Bektaşi Edebiyatı” adı verilen külliyattır. Hak ettiği bilimsel ilgiyi görmemiş olan bu külliyat, Anadolu ve Balkanlar’da yerel dinsel geleneklerin oluşum süreçlerini anlamamız için elzemdir. Bu konuşma, Alevi inancının bazı yönlerinin 14. ve 17. yüzyıllar arasındaki tarihsel dönüşümünü, Alevi doktrinini oluşturan gruplardan iki tanesinin, Rum Abdalları ve Bektaşilerin ürettikleri edebi eserler aracılığıyla tartışmayı hedeflemektedir. Konuşmaya konu olan çalışma, dördü aynı zamanda Bektaşi de olan 14. yüzyıl ile 17. yüzyıllar arasında yaşamış beş Rum Abdalının eserlerinin doktrin analizini içermektedir. Rum Abdallarının Bektaşiliğin içinde erime süreci 17. yüzyılda tamamlanmıştır. Çalışma kapsamına alınan eserler, Kaygusuz Abdal’ın on bir eseri ile Sadık Abdal’ın Dîvân’ı, Yemînî’nin Fazîlet-nâme’si, Şemsî’nin Deh Murg’u, Vîrânî’nin Risâle ve Dîvân’ıdır. Bu eserleri yakından incelediğimizde “Gulât” ve 12 İmam Şiiliğine ait inançların Anadolu ve Balkanlardaki Türkmen muhitinde Safevi propagandasından çok daha önce var olduğunu görürüz. Muhammed-Ali öğretisi ile On İki imam ve Ehl-i Beyt kültleri 14. yüzyıl sonunda bu gruplar arasında mevcuttur. Bunun yanı sıra, toplum yapısını ve kurallarını reddeden, dinin zahiri yorumlarının eleştirisi üzerine kurulu yaklaşımların, bu grupların ilk ortaya çıkışından itibaren abdal ve bektaşi meşrebinin önemli bir parçası olduğunu ve bu durumun 17. yüzyılda devam ettiğini söyleyebiliriz.

Sunum dili Fransızcadır.

Etkinliğin Tarihi 07/12/2020 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 0
Quo Vadis Turkey and Greece/Cyprus Relations? Impacts on Turkey’s Foreign Policy

Mustafa Aydın (Kadir Has University) and Dimitrios Triantaphyllou (CIES)

Since Recep Tayyip Erdogan became President of Turkey in 2014, and in particular since the July 15, 2016 military coup attempt, Turkish foreign policy appears to have been in a state of change. The “New Turkish Foreign Policy” seems to have three main dimensions: There has been a marked rapprochement between Turkey and Eastern powers, first and foremost Russia. At the same time, Turkey and many of its Western allies have moved apart, resulting in recurring diplomatic conflicts and crises. Deteriorating relations with the United States and leading European nations such as Germany, and France stand out in this context. Finally, Ankara has taken a much more independent and proactive role in its own Middle Eastern neighborhood, including the deployment of military forces to Syria and Iraq. These developments have heightened an already ongoing debate on whether a more fundamental change is taking place in Turkish foreign policy. The cycle of seminar or lectures organized conjointly by Kadir Has University and IFEA is to discuss how and why foreign policy has changed under President Erdogan, and if the changes also signify a shift in Turkey’s overall international orientation—i.e., away from the transatlantic community.

Etkinliğin Tarihi 11/11/2020 6:30 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 1
How millet became the nation. A conceptual history of the word millet in the longue durée of ottoman history
How millet became the nation. A conceptual history of the word millet in the longue durée of ottoman history

Nikos Sigalas (CETOBAC)

This conference aims at outlining the history of the word millet (Arabic millah) in Turkish-Ottoman texts from the 15th century up to the beginning of the 20th.

During the early ottoman centuries, two distinct uses of “millet” correspond to two independent linguistic registers. These registers are: the learned (‘ulamā) tradition; and the Turkish vernacular chronicles. In the learned tradition, the meaning of “millet” draws on medieval Arabic lexicography and qur’anic interpretation and is therefore systematically associated with the notions of dīn and šarīʿah. On the contrary, in Turkish vernacular chronicles and treaties – which mostly rely on Persian and Turco-Mongolian literate models – “millet” constitutes a synonym for “Λαός” and “populous” in Medieval Greek and Latin, i.e. a people. Besides, in Turkish vernacular sources, “millet” is often synonym for “ṭā’ife”. However “millet” belongs to a power legitimacy vocabulary, whereas “ṭā’ife” does not.

A third linguistic register, particularly significant for the uses of “millet”, and more generally for the power legitimacy vocabulary, were the titles of the sultanate’s officials (elḳāb). Alongside with the standardization of power rituals in the palace – including foreign ambassadors’ receptions – the extensive titles of ottoman officials became very important for the imperial rhetoric and were increasingly used by the ottoman chronicles and books of counsels. Τhe uses of “millet” in the elḳāb rely on the learned tradition. But, due to their formulaic character, the original meaning of these elḳāb becomes all the more obscure and is open to reinterpretation.

“Millet” undergoes a major semantic shift in the turn of the 18th century, when the ottoman sultanate practically integrates the westphalian diplomatic system. From then on “millet” becomes occasionally a synonym for the modern English word nation and its translations in western European languages. This new meaning evolves together with an emerging semantic register: modern diplomacy, which embodies the integration of the Ottoman Empire into an “inter-national” (beyn-el-milel) world. The uses of “millet” as a synonym of “nation” become more frequent during the last quarter of 18th and the beginning of 19th centuries.

During the 19th century, some Ottoman literati, who aimed to create a uniform Ottoman-Turkish national language, brought together the different premodern linguistic registers. Owing to this attempt, and despite some lexicographers’ resistance, the transformation of “millet” into “nation” became a fait accompli.

In the light of such findings we finally deal with the question of the so-called “millet system”. Starting from a close reading of the ottoman reform edict of 1856 (ıṣlāḥāt fermānı) and of a number of related diplomatic and administrative documents, I argue that the “millet system theory” leads to a complete misunderstanding of both the ottoman power concepts and the political practices. In fact, the 1856 reform edit introduces a form of governance based on the recognition of the “non-Muslim cemā‘ats” (and not “millets”). Rather than a medieval remnant, this was a calculated reaction to foreign intervention and nationalism. Nonetheless, these “cemā‘ats” were regularly called millets, i.e. nations, in most of the non-administrative sources. Therefore, the governance introduced by the ıṣlāḥāt fermānı reinforced the preexisting tendency to ascribe national attributes to confessional communities, with far-reaching consequences for the Balkan and Middle-eastern nationalisms.

Intervention en anglais

Etkinliğin Tarihi 09/11/2020 6:00 pm
Kapasite: Sınırsız
Kayıtlı 2

Conférences en ligne

Installé dans les locaux du drogmanat du Palais de France (ancienne Ambassade de France auprès de la Sublime Porte), l'Institut français d'études anatoliennes "Georges Dumézil" a succédé en 1975 à l'institut français d'archéologie d'Istanbul fondé en 1930. À l'origine orienté vers l'histoire ancienne et l'archéologie, il a ensuite étendu ses activités à la turcologie (linguistique et histoire ottomane en particulier). Il a commencé à s'ouvrir au contemporain à la fin des années 1980, notamment avec la mise en place d'un Observatoire Urbain d'Istanbul (OUI). En 1994, l'IFEA a créé un Centre d'études caucasiennes. En 2003, ce centre s'est délocalisé à Bakou où l'IFEA possède désormais une antenne, installée au sein de l'Ambassade de France en Azerbaïdjan. En 2005 a été mis sur pied un Observatoire de la vie politique turque (OVIPOT). L'IFEA fait partie du réseau des vingt-sept instituts de recherche en sciences humaines et sociales dépendant de la Sous-Direction de la coopération scientifique, universitaire et de la recherche du Ministère des Affaires étrangères. Les études y concernent un vaste territoire, qui s'étend des confins orientaux de l'Europe aux abords de l'Asie centrale. Elles s'inscrivent dans une chronologie longue, allant de la préhistoire aux grands Empires, et de la naissance des États-nations aux redéfinitions identitaires d'aujourd'hui.C'est dire que l'IFEA offre un profil très diversifié, propice aux échanges entre disciplines : les sciences humaines et sociales (anthropologie, démographie, géographie, histoire, sociologie, science politique et économique, voire musicologie) y voisinent avec les techniques de l'archéologie et du classement et de l'analyse des textes écrits. Établissement à compétence régionale, l'Institut développe des programmes couvrant le Caucase et les Balkans.L'IFEA est présent sur le portail Persée pour ses publications archéologiques : http://www.persee.fr/collection/anatvet diffuse ses collections contemporaines sur Open Edition : http://books.openedition.org/ifeagd/ Institut Français d'Études Anatoliennes Georges Dumézil