Vendredi, 27 Avril 2018 09:04

Hakan Yücel - Présentation d'ouvrage - 30/5/2018

Présentation d'ouvrage
Mercredi 30 mai 2018 à l' IFEA
Hakan Yücel
(Université Galatasaray)

inscription avant le 29 mai à midi : https://www.inscription-facile.com/form/jEFav2Abxi1gc12N3Cmd

Rum Olmak, Rum Kalmak

Kimlik, sabit değildir; akışkandır, değişkendir, ‘öteki’yle birlikte kurulduğundan dolayı ilişkiseldir. Kimlik, hep yeniden yeniden oluşturulur, sabırla direnmeyle, yinelenmeyle korunur. Kimlik, kişisel ve kolektif travmalardan etkilenir; Milan Kundera’nın deyimiyle iktidar sizi nerenizden yaralıyorsa orası kimliğiniz olur. Kimlik aynı zamanda, kimliğin taşıyıcısı olduğu kültürü yeni zamana ve yeni mekâna uydurma, zaman ve mekâna karşı direnmeyle var olur/var kalır.

Bu derleme kitap, günümüz İstanbulunda, İmrozunda (Gökçeada) ve Atinasında Rum olarak yaşamayı anlama çabasının ürünüdür. Temel hedef, günümüz Rumluğunu ve Rumluğun izlerini İstanbul, İmroz ve Atina’da gerçekleştirilen saha çalışmaları ve 20. Yüzyılın ikincisi yarısına ilişkin arşiv verileriyle açıklamaktır. Bu bağlamda kimlik olgusu ilişkisel bir sürecin ürünü olarak ele alınarak, ‘Rum’ teriminin içerdiği anlamlar, Rumlar hakkında Türk ve Yunan toplumları ile medyalarının algısı, Rumların kimliklerini sürdürme çabaları aktarılmaktadır.

Rum kimliği, kolektif hafızada yer tutan travmalardan etkilenmiş bir kimliktir. Özellikle İstanbul ve Gökçeada’da (İmroz) Rum nüfusunun son derece radikal bir biçimde düştüğü 1955-1975 arasındaki dönemi yaşamış kişiler aynı zamanda 20 Kur’a Askerlik, Varlık Vergisi gibi zor dönemleri de, azınlıkların kolektif hafızalarında henüz tazeyken aile büyüklerinden dinlemiş bir kuşak oluşturmaktadır. Bu kuşak Kıbrıs krizleri sırasında da fiziksel ve simgesel şiddet olaylarını kendi hayatlarında deneyimlemiş, doğrudan ya da dolaylı olarak mağduru olmuştur. Rum kimliği aynı zamanda kısa bir süre içinde demografik marjinalleşmeyi de deneyimlemiş bir kimliktir; 1955-1975 arasında nüfusu bazı tahminlere göre % 95 azalan Rum nüfusunun değişimini kısa bir süre içinde Rum varlığının nasıl hızla eridiğini göstermeye yetecektir. Rum kimliği mekânsaldır; İstanbullu ve İmrozlu Rum olma, şehir/Ada üzerinden oluşan mekânsal kimliklerdir; Kentli, adalı, mahalleli olmayı kapsar. Kimlik oluşumunda önemli bir kaynak olan mekân, Rumlar örneğinde özel bir önem kazanmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü bu derlemede yer alan makaleler kolektif hafıza, mekânsal aidiyetler ve Rum kültüründen geriye kalanların etkisinde Rum olmanın ve Rum kalmanın ne olduğunu tartışmayı amaçlamaktır.

Samim Akgönül’ün Rum terimini farklı yönleriyle tartıştığı ve derlemeye çerçeve oluşturan ilk makaleden sonra derleme 1964 Sürgününü ele alan birinci bölüm, onun ardından İstanbul’da ve Atina’da Rum olma ve Rum kalma mücadelesini ele alan ikinci bölüm ve Rumlardan geriye kalanlara dair üçüncü bölüm dahilinde toplam makaleden oluşmaktadır.

Kitabın Birinci Bölümü, 1964 Sürgün Kararını ve etkilerini tartışan iki makaleden oluşmaktadır. Ceren Sözeri’nin “Kıbrıs Meselesinin Rehineleri: Basının Gözüyle 1964 Sürgünleribaşlıklı 1964 yılına odaklanan çalışmasında, dönemin hükümetinin Kıbrıs konusunda Yunanistan’ı çözüme zorlamak için bir yöntem olarak kullandığı İkame, Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması’nın iptali ve akabinde Yunan uyruklu Rumların sınır dışı edilişinin basında nasıl haberleştirildiği incelenmiştir. Bu bölümün ikinci metnini oluşturan “Türk ve Yunan Basınında 1964 Sürgünü” başlıklı Yorgos Katsanos’un makalesinde ise bir taraftan iki ulus-devletin sınır dışı edilmeleri nasıl gündeme getirdikleri ve nasıl araçsallaştırdıkları ele alınıp, diğer taraftan bu süreçte Türk ve Yunan toplumlarının yaklaşımları tartışılıyor.

Derlemenin İkinci Bölümü, ‘Rum olmak’ ve ‘Rum kalmak’ üzerine yoğunlaşan metinden oluşuyor. Birol Caymaz ve Duygu Çanakçı’nın birlikte kaleme aldıkları “Azınlık Kimliğini Anlamak: İstanbul Rumlarının Ötekileştirilme Algıları” başlıklı makalede, özyaşamöyküsel anlatılardan hareketle İstanbul Rumlarının ‘öteki’ olmaya dair algı ve deneyimlerinin, kimliksel farklılıklarını çoğunluğun içerisinde nasıl yaşadıklarının, sosyo-politik koşulların değişiminden nasıl etkilendiklerinin izi sürülmeye çalışıldı. İkinci metin ise Hakan Yücel ve Süheyla Yıldız’ın birlikte kaleme aldıkları “Atina’da Rum Kalmak” başlıklı makaledir ve 2013’te Atina’da katılımcı gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle gerçekleştiren saha çalışması ve literatür taramasına dayanmaktadır. Makale, görüşmecilerin kimlik stratejileri ile gündelik hayat pratikleri üzerinden Atina’da ‘Rum kalma’yı anlama çabasının ürünüdür. Yine Süheyla Yıldız’ın kaleme aldığı “Koltuk Döşemecisi Teologos’un ‘Casuluk’tan Sürgünü” başlıklı bu bölümün son metninde, 1958 yılında apar topar sınır dışı edilen koltuk döşemecisi Teologos’un kendi ağzından hikâyesi yer almaktadır.

Derlemenin Üçüncü Bölümü ise Türkiye’de Rum kültüründen ve Rumlardan bugüne kalanlara dairdir. Bu bölümün ilk metni Hasan Münüsoğlu’nun “Ötekinin Üçüncü Hali: İmroz’da Otantiklik ve Turizm” başlığını taşıyan makalesidir. Bu metne göre, çokkültürlü yaşam için ‘ötekileştirmenin’ olumsuzluğu ‘hoşgörü’nün erdemiyle nötrlenirken farkında olmadan bu kavramlar gerçekliği aşkın, ‘romantik’ bir söyleme dönüşürler ve milliyetçilik karşısında ‘hümanist’ bir duruşu simgelerler. Söz konusu metinde, yukarıda sıralanan kavramlar, eleştirel bir şekilde yeniden ele alındı, İmroz özelinde ve kültürel/etnik turizm ekseninde çoğu zaman farkına varılmadan, bir toplumun ‘folklorik-müzelik unsurlar’ haline getirilmesinde oynadıkları rol, alandan gözlemlerle incelendi. Bu bölümde yer alan Elçin Macar’ın “İstanbul’dan Ankara’ya: İstanbul Elen Edebiyat Cemiyeti (Syllogos) Kütüphanesi’nin İzinde” makalesi dağılmış bir kültürel miras hakkındadır. İstanbul Helen Edebiyat Cemiyeti (Syllogos), 1861’de, Osmanlı Rumları arasında eğitimi geliştirmek ve Rumların kimliklerini korumak amacıyla kuruldu. 1923’te Ankara’ya gönderilen kütüphanesinin akıbeti 1933’e kadar meçhul kaldı. Aynı yıl elyazmaları ve kitapların tarih ve arkeolojiyle ilgili olanları Türk Tarih Kurumu’na verildi. Geri kalanlar ise, yıllar içerisinde Milli Kütüphane’de toplandı. Metin bu süreci aktarıp tartışmaktadır. Bu bölümün ve derlemenin son metni ise Umur Yedikardeş’in “Azınlık Gazeteleri Nasıl Kurtulur?: Apovyematini Örneği” makalesidir. Yedikardeş bu makalesinde İstanbul Rum basınında Apovyematini gazetesinin yerini, süreç içinde geçirdiği değişimi ve gazeteyi yaşatma mücadelesini aktarmaktadır.

İSTOS Yayıncılık'tan 2017’de çıkan 2018’de ikinci baskısını yapan bu derleme ‘Rum olmak,’ ‘Rum kalmak’ ve ‘Rum algılanmak’ merkezli saha araştırmalarını, arşiv çalışmalarını, belgeselleri, akademik toplantıları içerecek olan, bu bağlamda farklı yöreleri, kuşakları, konuları ele alan büyük bir projenin, bir hedefin ilk adımıdır.

Lu 71 fois Dernière modification le Vendredi, 27 Avril 2018 09:23

ico newsletter