Seçim meydanlarının dili siyasal alanı nasıl daraltıyor?

Seçim meydanlarının dili siyasal alanı nasıl daraltıyor?
Seçim meydanlarının dili siyasal alanı nasıl daraltıyor?
Liderlerin kutuplaştırıcı söylemi üzerine bir değerlendirme
 

Politikacıların seçmenleriyle yüz yüze temas kurabildikleri seçim meydanları, kendi seçmen tabanını konsolide edecek eleştiri, vaat ve politika önerilerini dile getirmesinin yanı sıra, ilk kez oy kullanacak ya da “kararsız seçmen” olarak adlandırılan ve seçim gününe kadar hangi adaya ya da partiye oy vereceğini netleştirememiş olan, kendi politik tercihlerine yakın adaylar ve partiler arasında gidip gelen seçmene ulaşmasının da önemli araçlarından birisidir. Seçim meydanlarında konuşan politikacılar, yalnızca fiziki olarak o anda orada bulunan seçmene değil, konvansiyonel medya ve son seçimlerde örneklerini gördüğümüz gibi sosyal medya üzerinden kendi tabanlarından çok daha geniş kitlelere seslenebilmektedirler. Bu nedenle, meydanlarda kullanılan dil, bir yanıyla medyanın dikkatini çekecek ve medya gündeminde yer alabilecek provokatif, sansasyonel çıkışlara, rakip parti veya adaylara yönelik sert eleştirilere olanak tanırken, diğer yandan seçmenin aidiyet duygusunu güçlendirecek retorik öğelere yer vermektedir. Meydanlarda seçim konuşmalarını yapan politikacılar, kendi vaatleri ve icraatlarını aktarırken, yer yer seçmeni yücelten popülist bir söyleme ya da dinsellikle donatılmış, milliyetçi duygulara seslenen, “biz” ve “onlar” kutuplaşması üzerinden seçmenle bir aidiyet ilişkisi kuran bir retoriğe, kimi zaman da komplo teorileri ve düşmanlık kurgularıyla seçmenin korkularına hitap ederek hamaset üreten bir dile başvurmaktadırlar. 24 Haziran 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri döneminde de yaklaşık bir ay kadar süren kampanya sürecinde bazen her gün, bazen aynı gün içinde farklı yerlerde birkaç kez yapılan mitinglerde, farklı partilerin adayları birbirlerinin meydanlarda dile getirdiği iddialara yanıt vermekte, yeni iddialar ileri sürmekte, karşı tarafı eleştiren ve kendi politika tercihlerini yücelten bir üslupla, meydanın nabzını yüksek tutan bir tempoda konuşmaktadırlar.

Bu seminer, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan 6 politikacının (Erdoğan, İnce, Perinçek, Akşener, Karamollaoğlu ve Demirtaş) seçim kampanyalarında başvurdukları kutuplaştırıcı söylemin, demokratik siyaset açısından ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, adayların miting meydanlarında yaptıkları konuşmalar üzerinden incelemektedir. Seçim kampanyalarının rekabete dayalı doğası nedeniyle, adayların yoğun bir tempo ile yürüttükleri seçim sürecinde, seçmene seslenirken kimi zaman birbirlerine yönelik eleştiri dozunu aşan sert ifadeler kullanmaları olağandır. Buna karşılık, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesindeki dönemde, adaylar arasındaki rekabetin vardığı noktanın, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “biz ve onlar” karşıtlığı üzerinden kurduğu kutuplaştırıcı söylemi, hem de bunu eleştirirken kendileri de seçim stratejilerini çoğu zaman Erdoğan karşıtlığı üzerine kuran diğer adayların söylemleri aracılığıyla demokratik siyaseti mümkün kılan “konuşma”, “birbirini dinleme” ve “anlama” zeminini ortadan kaldırdığını, siyasal alanı daralttığını söylemek mümkündür. Seminerde, liderlerin seçim konuşmaları bu özellikleri açısından karşılaştırılarak irdelenecek ve alternatif bir siyaseti mümkün kılan bir politik söylemin ne denli olanaklı olduğu sorusu üzerinde durulacaktır.

Etkinliğinin özellikleri

Etkinliğin Tarihi 03/12/2018 6:00 pm
Etkinliğin Bitiş Tarihi 03/11/2018 9:00 pm
Kapasite 60
Kayıtlı 0
Kalan boş yer sayısı 60
Son kayıt tarihi 03/12/2018 12:00 pm
Yer IFEA Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü

Konuşmacılar

Ülkü Doğanay

Studies Democracy, Media and Democracy, and Discourses

Bu etkinlik için artık kayıt alınmamaktadır

Location Map

Conférences en ligne

Installé dans les locaux du drogmanat du Palais de France (ancienne Ambassade de France auprès de la Sublime Porte), l'Institut français d'études anatoliennes "Georges Dumézil" a succédé en 1975 à l'institut français d'archéologie d'Istanbul fondé en 1930. À l'origine orienté vers l'histoire ancienne et l'archéologie, il a ensuite étendu ses activités à la turcologie (linguistique et histoire ottomane en particulier). Il a commencé à s'ouvrir au contemporain à la fin des années 1980, notamment avec la mise en place d'un Observatoire Urbain d'Istanbul (OUI). En 1994, l'IFEA a créé un Centre d'études caucasiennes. En 2003, ce centre s'est délocalisé à Bakou où l'IFEA possède désormais une antenne, installée au sein de l'Ambassade de France en Azerbaïdjan. En 2005 a été mis sur pied un Observatoire de la vie politique turque (OVIPOT). L'IFEA fait partie du réseau des vingt-sept instituts de recherche en sciences humaines et sociales dépendant de la Sous-Direction de la coopération scientifique, universitaire et de la recherche du Ministère des Affaires étrangères. Les études y concernent un vaste territoire, qui s'étend des confins orientaux de l'Europe aux abords de l'Asie centrale. Elles s'inscrivent dans une chronologie longue, allant de la préhistoire aux grands Empires, et de la naissance des États-nations aux redéfinitions identitaires d'aujourd'hui.C'est dire que l'IFEA offre un profil très diversifié, propice aux échanges entre disciplines : les sciences humaines et sociales (anthropologie, démographie, géographie, histoire, sociologie, science politique et économique, voire musicologie) y voisinent avec les techniques de l'archéologie et du classement et de l'analyse des textes écrits. Établissement à compétence régionale, l'Institut développe des programmes couvrant le Caucase et les Balkans.L'IFEA est présent sur le portail Persée pour ses publications archéologiques : http://www.persee.fr/collection/anatvet diffuse ses collections contemporaines sur Open Edition : http://books.openedition.org/ifeagd/ Institut Français d'Études Anatoliennes Georges Dumézil