Henri Seyrig

henri-seyrig-bio

 

Savaşın patlak verdiği 1914 yılında Henri Seyrig Oxford'da öğrencidir. Savaşın Doğu cephesinde kendini gösteren Seyrig, 1917'de Makedonya'daki Doğu ordusuna katılır. Yunanistan’a olan tutkusu, 1922'de Atina Okulu'na girmesine sebep olur ve 1924-1928 yılları arasında Suriye'ye üç kez seyahat eder. 1929-1941 yılları arasında Fransız mandası altında olan Suriye ve Lübnan Eski Eserler Müdürü olarak Palmira'daki Bel tapınağı, Krak des Chevaliers ve Baalbek'teki Heliopolis tapınağında arkeolojik kazılar gerçekleştirir. Çok sayıda yabancı arkeolojik misyonun kurulmasını teşvik eder (Yale Üniversitesinden M. Rostovtzeff tarafından yönetilen Dura Europos kazıları dahil olmak üzere). 1941 yazında birkaç aylık süre boyunca IFEA'nın direktörlüğünü üstlenen Henri Seyrig, daha sonra artık Özgür Fransa’ya geri döner.

1946 yılında Lübnan’da Fransız mandasının sona ermesiyle birlikte Beyrut Fransız Arkeoloji Enstitüsü’nü kurmaya karar veren Seyrig, 1967'de kurulan enstitünün direktörlüğünü yapar. Yunan ve Suriye arkeolojisi üzerine olan kariyeri Henri Seyrig'i Yakın Doğu arkeolojisinin kurucularından biri haline getirmiştir. Özellikle nümismatik alanıyla ilgilenen Seyrig, Cabinet des Medals koleksiyonlarının zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. Seyrig aynı zamanda tam bir 20. yüzyıl insanıdır. Verdun Muharebesinde Savaş Haçı nişanı (Croix de guerre) alan Seyrig, İkinci Dünya Savaşı sırasında direnişe katılmış ve ardından kolonizasyona karşı bir duruş sergilemiştir. Aynı zamanda, çağdaş sanat konusunda tutkulu olan Seyrig, eski eser koleksiyonunun yanı sıra çağdaş sanatçılardan resimler ve objeler de edinmiştir.

Daha detaylı bir kaynakça için, Gérard Siebert'in Revue d'Alsace adlı dergide yayımlanan makalesine bakabilirsiniz. Revue d'Alsace n. 127, 2001 (tıklayınız)

Temmuz 2012'de Frédéric Alpinin Ifpo not defterlerinde yayımlanan makalesinden bir alıntı:“Henri Seyrig’in yüksek profiline bugün biraz gölge düşmüş gibi görünüyor: Amin Maalouf kendisinden bahsederken üzülerek “Fransa'da bugünlerde biraz unutuldu” diye ifade ediyor. Aslına bakılırsa, Eskiçağ bilimleri ve özellikle arkeoloji, henüz hala “eski eser koleksiyoncuları”nın hümanist ruhunun hakim olduğu Seyrig’in zamanından beri teknik anlamda çok şey kazandı. Karşılığında belki de halkın gözünde biraz düştüler.
Yine de akademisyenimizin endişelerini giderelim. 2003 yılında kurulan yeni Fransız Yakın Doğu Enstitüsü (Ifpo) içinde, Arkeoloji ve Eskiçağ Tarihi Bölümü Seyrig'in anısını sadık bir şekilde muhafaza ediyor ve mirasına sahip çıkıyor. Bir araya getirdiği geniş kapsamlı kütüphanesi, bugün onun adını taşıyor ve halka açık bir şekilde çok değerli bir çalışma aracı olmaya devam ediyor. Seyrig’e ait bir makale koleksiyonu olan ve ilk olarak “Syria” adlı dergide yayımlanan “Suriye'deki eski eserler”in yedinci cildi, bugün Ifpo Yayınları tarafından yayın sürecinde. Bu yayın ayrıca, ustanın kendi el yazısıyla yayın öncesinde yaptığı son düzeltmeleri ve apostilleri de içeriyor. Seyrig’in kişiliği veya eylemlerine ilişkin çeşitli yerlerde (Ifpo, Académie des Inscriptions et Belles-Lettres veya Cabinet des Medals) yer alan el yazması eserler veya fotoğraflar, anısına saygı amaçlı bir eser ortaya çıkarma amacıyla doğrudan veya dolaylı öğrencileri tarafından toplanmakta ve derlenmektedir”
.

Georges Le Rider tarafından sunulan tam kaynakça için buraya tıklayınız